Ulusal Kapitalizmden Küresel Kapitalizme-20

-DEMOKRASİDEN FAŞİZME- “Salt sınıfçılık” sapması,  dünya devrimci hareketinde, özellikle Rus devriminde tartışılmış, Türkiye devrimci hareketinde de yansımaları olmuştur. Sorun devrimci sınıf hareketinin  ittifakları sorunudur, bir başka deyimle hangi sınıf ve tabakalarla beraber, hangi sınıf ve tabakalara karşı mevzi alınacaktır? Sorunun Rus devriminde ele alınışı, “işçi köylü” ittifakıdır. Devrimin öncü gücü RSDİP’in ( Bolşevik Parti) ideolojik ve örgütsel öncülüğünde modern Rus proletaryasının yoksul kır emekçileriyle Çarlığa karşı ittifakı Çarlığı devirecektir. Şehir küçükburjuvazisi, küçük mülk sahipleri bu ittifaka dahildir. Devrimi gerçekleştirecek sınıfların niteliği gereği bu devrim bir sosyalist devrim olmayacaktır. Rus devrimci hareketinde bu devrim “İşçi-Köylü” ittifakı olarak adlandırılacaktır. Yani devrimin niteliği… Devamı

Ulusal Kapitalizmden Küresel Kapitalizme-19

-DEMOKRASİDEN FAŞİZME- Bu başlık altında yazı dizisi hazırlanırken, zorunlu olmadıkça kapitalizmin aşamalarını sayısal veriler ve istatistiklerle boğmaya çalışmadık. Amacımız da zaten bir “iktisatçı” nın rakamsal verileriyle hareket etmek değildir. Kapitalizmin gelişimini bir Marksist devrimcinin gözünden izlemek, analizlerin vardığı sonuçların sınıf mücadelesinin mücadele, örgütlenme ve toplumun hangi sınıflarıyla hangi bağlamda mümkün olabileceği ittifaklarına ilişkin öneriler sunmaktır. Kapitalizmin doğumundan bugünkü aşamaya kadar olan irdelemelerin ortaya koyduğu sonuç şudur: Kapitalizm, sermaye birikiminin yoğunlaşmasıyla doğmuş olduğu ana karnı “ulus devletin” sınırlarına sığmıyor, bu sınırlar bu “ şişkinliğe” cevap vermiyor. Bu olgu küreselleşmesinin nesnel koşuludur.  Yer kürenin en ücra köşeleri bile küresel kapitalizmin pazarlarına açarken,… Devamı

Ulusal Kapitalizmden Küresel Kapitalizme-18

-DEMOKARSİDEN FAŞİZME- Küresel kapitalizm, içinde bulunduğu kronik bunalımdan, yönetemediği krizden yeni bir Pazar/paylaşım savaşının  koşullarını yaratarak ya da zaten kapitalizmin yarattığı koşulların  açmazdan yeni bir paylaşım  savaşıyla çıkmayı mı öngörmektedir?. Gerçekten kimilerinin dediği gibi, emperyalist/kapitalizmin çelişkileri bir üçüncü dünya savaşını kaçınılmaz mı kılmaktadır?. Bu yönde bir beklenti içinde olanların ileri sürdüğü gerekçeye göre Kapitalist sistemin Jandarması ABD nin Çin, Rusya, Hindistan gibi ülkelerin ekonomik büyümesinin gerisinde kalması sonucu ekonomik, siyasi teknolojik ve askeri alanda hegemonyasını kaybetmesi, doğan boşluğu bu güçlerin doldurmasıdır.  Özellikle Çin’in Asya ve Afrika’da etki alanlarını genişletmesi, buna Kapitalist sistemin ve hegemonyacı gücünün sessiz kalmayacağı ve yeni bir… Devamı

Ulusal Kapitalizmden Küresel Kapitalizme-17

-DEMOKRASİDEN FAŞİZME- Küresel kapitalizm, içinde bulunduğu kronik bunalımdan, yönetemediği krizden yeni bir Pazar/paylaşım savaşının  koşullarını yaratarak ya da zaten kapitalizmin yarattığı koşulların  açmazdan yeni bir paylaşım  savaşıyla çıkmayı mı öngörmektedir?. Gerçekten kimilerinin dediği gibi, emperyalist/kapitalizmin çelişkileri bir üçüncü dünya savaşını kaçınılmaz mı kılmaktadır?. Bu yönde bir beklenti içinde olanların ileri sürdüğü gerekçeye göre Kapitalist sistemin Jandarması ABD nin Çin, Rusya, Hindistan gibi ülkelerin ekonomik büyümesinin gerisinde kalması sonucu ekonomik, siyasi teknolojik ve askeri alanda hegemonyasını kaybetmesi, doğan boşluğu bu güçlerin doldurmasıdır.  Özellikle Çin’in Asya ve Afrika’da etki alanlarını genişletmesi, buna Kapitalist sistemin ve hegemonyacı gücünün sessiz kalmayacağı ve yeni bir… Devamı

Ulusal Kapitalizmden Küresel Kapitalizme-16

-DEMOKRASİDEN FAŞİZME- Bir önceki bölümde içinde bulunulan zaman diliminde yerkürede, “bir şeylerin” olduğunu, kitlelerin kendiliğinden eylemlerinin eylem içinde antikapitalist devrimci karakter kazandığının altı çizilmişti. Kitleler cephesinde olup bitenler özetlenmeye çalışıldı.  Kısaca, küresel kapitalizme karşı yerkürenin değişik ülkelerinde ardı ardına patlayan kitlesel hareketler birbirini tamamlayan, birbirini etkileyen ve tetikleyen helezonik hareketler olarak zaman zaman yoğunlaşan, zaman zaman dinginleşen bir seyir izlemiştir. Devrimci kitlesel yükselişin karşısında iktidar sahipleri bu yükselişi seyretmez, karşı devrimci güçlerin yıkıcı, ölümcül önlemleri devreye girer. Provokasyonlar, sabotajlar, eylemin ve önderlerinin gözden düşürülmesi, manipülasyonlar bir birini izler. Kısaca karşı devrim, yıkıcı ucu iktidara dokunan hiçbir ilerici/devrimci harekete hoş görü… Devamı

Düş ve Gerçek-10

Hayranıydı şövalyeliğin roman, öykü, masal kitaplarına yansıyan yüzünün. Gerçi henüz farkında değildi; daha yedi, sekiz yaşlarındayken dedesinin uçkur lastiği ile bağlı beline yarım metrelik karabina tabancasını sokup, bir yandan donunu düşürecek kadar ağır silahı donuyla birlikte tutar, bir yandan da komşu kızlarının evleri aynı hizada olan pencerelerine üşüşüp kendisinin akranlarından farklılığını görmeleri için göz ucuyla etrafı kollarken bir “çocuk şövalye” olduğunu nereden bilebilirdi ki?… “Küçük dağları” yaratan afisiyle ağır ağır köy meydanına inerken Kamalı Musa bile yolundan çekilir, babası abisi yaşındaki büyükleri başlarını hafifçe öne eğerek ellerini göğüslerini bastırır, eyvallah derlerdi. O esnada tanrının mutlak kendisine yazgılandırdığı kız, suyolunda kendisini… Devamı

Düş ve Gerçek-09

Kara kıtanın bir ucunda, etrafı yüksek ve dumanlı dağlarla çevrili vahşi kabilelerin yaşadığı bir vadide,  dört keçisinin memesinin sütüyle geçinen yaşlı  kadın ağzında çiğnediği enfiyeyi tükürürken “ başımızda bir devletimiz olsa, keçilerimi, çakallardan korusa dedi”. Keçilere sinsice yaklaşan bir çakal, keçilerden birine dişlerini geçirip kaptığı gibi yıldırım hızıyla uzaklaştı. Kadının yüzündeki çizgiler derinleşti, keçisinin ardından bakakaldı. Sonra bir devletleri oldu. Kalan üç keçinin ikisini de devletleri aldı elinden. Bakakaldı kadın. “Yanlış mı yaptık yoksa” dedi. Ben oradaydım. Avrupa’nın göbeğinde bir ülkede, bilmem hangi eylemin sorumlusu olarak aranan bir anarşist, bir nokta kadar görünmez olup, bir virgül kadar kıvrak en donanımlı… Devamı

Düş ve Gerçek-08

En yakın arkadaşıydım, rahatsızlanmış. Doktora gitmeyi kabul etmemiş. Evine götürmüşler. Divana uzanmış, boylu boyunca yatıyor. Başucuna toplanmış bir kaç eş dost yol açtılar, yanına oturdum. Boncuk boncuk terliyordu, alnındaki terini sildim, adını seslendim, kapalı olan gözlerini açarak yüzüme baktı, konuşacak dermanı yoktu. “Bir şeyler mırıldanıyor ama ne söylediği anlaşılmıyor” dediler. Ben gelince odadakiler birer ikişer evi terk ettiler, baş başa kaldık. Öylece yatıyor, durmadan terliyor, anlaşılmayan bir şeyler sayıklıyor. Başucunda İlya Ehrenburg’un “Paris Düşerken” adlı kitabı var. Yanına iyice yaklaşıp sayıklamalarını anlamaya çalışıyorum. Aşağıda okuyacağınız sayıklamalar, noktası virgülüne dokunmadan onun uyku aralığındaki sayıklamalarından derlenmiştir. “Düşlerin soysuz ve okşayıcı çığırtkanlığı gerçeğin… Devamı