Get Adobe Flash player
Siyasal Yazılar

Düş ve Gerçek-02

Sanatsal Yazılar - Genel Sanatsal Yazılar

Gel, seninle kırk yıl geriye gidelim. Demir tavında dövülür, söz de zamanında söylenir. Söylenmeli, yaşananlar bir insanın yaşamının olağan, normal yaşamı değil ki… Kan ve ateş hattında, sessizce, vakur, onurlu insanların, yaşamı yeniden yaratanların destansı trajedisi… Normal bir ülkede yaşamıyorsun ve kırk yıl önce üstlendiğin yaşamın insanlaşmasındaki üstlendiğin, bunun için yaşamını ortaya koyduğun görevinin üstüne düşenini yerine getiremedin, bu gün bu görevi üstlenen, bayrağı devralan devrimcilere borcun var.  Bilmeliler ve anlamalılar ki, engel sadece mücadele ettiğin güçler değil, keşke temizlenmesi gereken taşlar sadece bunlardan, gözle görülür olanlardan ibaret olsaydı, işimiz mutlak daha kolay olurdu… Biz bu taşları temizler, toprağı cennet bahçesi yapardık. Lakin sınıf mücadelesinin tarihi boyunca devrimciler bu güçlerin gizli ittifakı, keskin görünümlü içlerine sızan, görevleri hayatın her alanında sınıf mücadelesini dumura uğratan “Truva atlarının” hedefi olmuşlardır. Bunlar, evrimcilerin yıpratılması, kitleler nezdinde itibar kaybına uğratılması, devrimcilere kitlelerin güveninin sarsılması ve sınıf mücadelesinin sekteye uğratılması için açık kimlikli sınıf düşmanlarından aldığı talimatı öylesine profesyonelce yerine getirmişler, öylesine etkili olmuşlardır ki devrimci hareketin yenilgiye uğramasında başat bir rol oynamışlardır. Hala öyle değil mi, hala sınıf bilincinden ve örgütlenme pratiğinin deney ve tecrübesinden habersiz devrimciler arasında cirit atıp hüküm sürmüyorlar mı?...Susmak, bu soysuzların, yarasaların gece karanlığında hüküm sürmesine katkı sağlamak olmayacak mıdır? Kimseyle kişisel bir alış verişimiz, kimseye kişisel bir düşmanlığımız yoktur, kimse buradan böyle bir sonuç çıkarmamalıdır. Belki de yaşamın dayatmaları sonucu, belki gerçeğin kırbacının kanatırcasına yüzümde şaklaması sonucu bugün, geçmişin grupçu tavrına sahip değilim. Ancak itiraf da edilmelidir ki, biz devrimci ruhu o mensubu olduğumuz devrimci gruplarda kazandık, aynı zamanda ihanetleri de bu grupların içindeki “Truva atlarının” sinsi kurnazlıklarında yaşadık…

Devamını oku...

 

Ulusal Kapitalizmden Küresel Kapitalizme-06

Siyasal Yazılar - Genel Siyasal Yazılar

-DEMOKRASİDEN FAŞİZME-

Bir önceki bölümde özetlenen kapitalizmin ekonomik/siyasi ve politik güncel görüntüsünün üzerine oturduğu “zemine”, yani kapitalizmin dününe ilişkin örüntülerin irdelenmesine yeniden dönülmelidir. Üzerinde ısrarla durduğumuz “ Ulusal kökenli tekelci kapitalizmin küresel kapitalizm tarafından yutulduğuna” ilişkin tezimiz yoğun itirazlara uğramakta, ileri sürülen savların içeriğinde olmayan sonuçlara varılmaktadır. Farklı gerekçeler ve farklı söyleyiş biçimleriyle ileri sürülmesine karşın, tümünü ortak ifadesi ulusal kökenli tekelci kapitalizmin üzerinde, onu yutan ve yer kürenin tamamında egemenlik üreten “küresel kapitalizm” kavramına olan itirazlardır. Yani, bir başka deyişle itirazcılar itirazlarına Lenin’i dayanak göstererek anti Leninist doğmalarını Lenin’e mal etmekte ve küresel kapitalizmi Lenin’in neden görmediğini, bu teorinin emperyalizmi tekleştirdiğini ve emperyalistler arasındaki çelişkiyi inkara vardığımızı ileri sürmektedirler. Biz onlara sadece şunu söylemekle yetineceğiz ve kapitalizmin farklı gelişim evrelerindeki örüntülerini irdelemeye ve devrimci mücadelenin bugününe ilişkin “ne yapmalı” sorusuna cevaplar aramaya çalışacağız. Bir tartışılmaz mutlak doğrular ileri sürdüğümüz iddiasında değiliz, ancak söylediklerimizin doğru anlaşılmasını isteme hakkına da sahibiz. Lenin’in neden küresel kapitalizmden söz etmediğine ilişkin bu arkadaşların eleştirilerine en kestirme yanıt yine Lenin’in kendisi olsa gerekir: Peki ama Marks neden emperyalizmi görmedi de Lenin yaşadığı dönemi “emperyalizm” olarak analiz etti ve devrimci hareketin hedef ve stratejisini emperyalizm tahliline dayandırdı. O halde bu arkadaşlara göre Lenin Marksist değildir, çünkü Kapitalizmin bir aşamasında emperyalizm ortaya çıkacaksa bunu Marksın görmesi gerekmez miydi?.

Devamını oku...

 

Ulusal Kapitalizmden Küresel Kapitalizme-05

Siyasal Yazılar - Genel Siyasal Yazılar

-DEMOKRASİDEN FAŞİZME-

Bugüne değin siyasal/sosyal  tarihin verileri Ulusal kökenli tekelci kapitalizmin gerek tek tek ülkelerdeki gerekse sistemin genelindeki evrelerini ve bu evrelerde ortaya çıkan ilişki ve çelişkileri irdelemekten ibarettir. Bu elbette doğru bir yaklaşımdır ve tarih elbette toplumların önüne çözebileceği sorunları koyar. Ancak 21. Yüzyılın hemen başlarında siyasal ve sosyal tarihin tekelci kapitalizmi irdeleyen verileriyle açıklanamayacak baş döndürücü hızla gelişen olaylara tanık olundu ve dünü açıklamada kusursuz olsalar bile bugünü açıklamaya dünün paradigmalarıyla yaklaşımlar kısır döngüye dönüştü ve mevcut durumun dünün paradigmalarıyla açıklamaya çalışmaktaki ısrar devam etmektedir. Dünün verileriyle bugünü açıklamak  ısrar etmek, net ve kavranabilir, yaşama geçirilebilir sınıf tavrının bulanıklaşmasına ortam hazırlar ve ideolojik bulanıklıktan küresel burjuvazi yararlanır. Bugün merkezi kapitalist sistemin uyduları bağımlı, geri bıraktırılmış ülkelerdeki diktatoryal/faşist yönetimlerin kanıksanması, “başka türlüsü olmaz” algısı genelleştirilirken, ya da küçümser bir dudak bükme ile bu durum “ bu ülkelerde demokrasinin olmayışı ile” açıklanmaya çalışılırken, burjuva demokrasilerinin beşiği sayılan merkez kapitalist ülkelerin de faşist/diktatoryal yönetimleri neden burjuva demokratik yönelmelere tercih ettikleri olgusu karşısında bocalanmakta, mevcut duruma açık, anlaşılır açıklamalar getirilememektedir. Geri bıraktırılmış bağımlı ülkelerdeki faşist/diktatoryal yönetimleri bu ülkelerde demokrasi yokluğu ile açıklamak iyi de, demokrasinin merkezi kapitalist ülkelerin de faşist/diktatoryal yönetimlere doğru soluksuz koşmalarının nedeni nedir? .

Devamını oku...

 

Ulusal Kapitalizmden Küresel Kapitalizme-04

Siyasal Yazılar - Genel Siyasal Yazılar

-DEMOKRASİDEN FAŞİZME-

21. yüzyılın başlarında hani şu “ tarihin sonunun geldiğini” ilan eden meşhur   liberalimiz, emperyalist/Kapitalist merkezlerin anlı şanlı Üniversitelerinin profesörü Francis Fukiyama,  bu yazının kaleme alındığı tarihten sadece bir hafta önce , tarih ve toplum bilimin şaşmaz gözlemcileri Marks ve Engels’i küçümser eda ile, ilan ettiği “tarihin sonunun geldiğini ve sınıf mücadelelerinin bittiğine ” ilişkin “ o çok derin kehanetinden” çark ederek  aslında ne dedi?. “Meşhur liberalimiz” diyoruz, çünkü Fukiyamanın eylediği kelam “kralım babanız zurna çalar mıydı” türünden, içini başka tür bir sözcük bulup dolduramadığımız düzeydedir ve böyle anılmasını hak ediyor. Fukiyamanın kralının zurna çalıp çalmadığını bilmiyoruz ama kendisinin yirmi beş yıl önce öttürdüğü zurnayla yirmi beş yıl sonra çaldığı zurnanın notalarının emperyalist/Kapitalizmin tarihteki son demlerini yaşadığını gizlemeye yönelik, panik içinde yanlış çaldığını itiraf etmesi yine liberallere has bir tarih okuması olarak anılacaktır. Fukiyamaya kızmıyoruz, çünkü o bir liberaldir ve öngörüleri de bununla sınırlıdır. Sadece “ tarihin sonu geldi, sınıf mücadeleleri bitti, yaşasın liberalizm” olarak özetleyebileceğimiz küresel kapitalizmi “ebedi” olarak ilan eden, Emperyalist/Kapitalizmin her dönemde, özellikle küreselleşmeye başlamasıyla geçmiş dönemlerini bile aratırcasına kendisini yalnızca savaş ve sömürü olarak kristalize eden, yer küreyi olduğu kadar gökyüzünü de kana boğan vahşetinin yeni farkına varmış olmalı ki,  boyundan büyük eylediği “ tarihin sonunun geldiğini ilan eden” kelamının altında kalarak gösterdiği “ yanılmışım” mahcubiyetini anlamaya çalışıyoruz.  O bir liberaldir, bütün liberaller gibi,  geleceğin aydınlığından kapitalizmin karanlığına sığınan yarasalar gibi bir liberal… Bu yazı bir anlamda- anlamamak için ayak diremeyeceklerini umarak- liberallere Marksist bir okumadır. Öyleyse kaldığımız yerden devam edelim.

Devamını oku...

 

Ulusal Kapitalizmden Küresel Kapitalizme-03

Siyasal Yazılar - Genel Siyasal Yazılar

-DEMOKRASİDEN FAŞİZME-

17. Yüzyılda yaşamış bir gezginin nostaljik notlarını okusaydık galiba şöyle yazmış olacaktı:  “Dış görünüşü görkemli derebeyi şatolarının içinde keder ve hüzün vardı, uçsuz bucaksız imparatorluklar kaynayan kazan, imparatorlar sinirli ve gergin, şato malikleri geleceklerinden umutsuz, derebeyleri bütün ihtişamlı görünümlerine karşın tedirgin ve ürkekti”.

Ekonomik yaşama ticaret yollarını tutarak başlayan, önceleri “ zararsız tüccarlar” olarak görülen, bütün sınıfsal inşasını “ para üzerine” kuran, yaşadığı dönemin yaşam tarzına, maddi ve moral değerlerine uygun olmayan bir sınıf çıkıyor tarih sahnesine. Burjuvazi… İmparatorlukları maddi olarak ablukaya alıyor, ticaret alanları, parasal hacimleri genişleyip büyüyor ve fetihçi imparatorluklar, savaş harcamalarının içini boşalttığı hazinelerini bu “ zararsız tüccarlardan” aldıkları borçlarla ayakta tutmaya çalışıyorlar. Toplum para ile tanışıyor, maddi yaşam feodalizmin değişim aracı   “takas” a dayalı ekonomik yapısının yerine paraya dayalı ticaret üzerine inşa ediliyor. Hiç zorlanmadan ve hiçbir siyasi müdahale olmadan… İmparatorluklara borç verecek kadar güçlenen bu sınıf kendi değerlerini örerek feodal imparatorluklarda siyasi ve politik bir güçtür artık ve sıra ekonomideki gücünü siyasi iktidara taşımaya gelmiştir. Güçlü Feodal imparatorlukların iktidarını parçalayarak zayıf imparatorlukların çok uluslu yapısından Ulus devletler devşirerek, yıkarak, ıslah ederek “ulus kimliğini” ön plana çıkarıp ortak değerler olarak kabulünü sağlayarak, ekonomik olarak pazarının, siyasi olarak iktidar alanının sınırlarını çiziyordu.  Burjuvazi ancak ulusal sınırlarla çevrilmiş bir ülkede iktidar olabilirdi. Burjuvazi egemen bir iktidar için altın anahtarı bulmuştu. Ülke ve Ulus...

Devamını oku...

 

Ulusal Kapitalizmden Küresel Kapitalizme-02

Siyasal Yazılar - Genel Siyasal Yazılar

-DEMOKRASİDEN FAŞİZME-

Kapitalizmin, tekelleşmenin de ötesine geçerek küresel nitelik kazandığı 21. Yüzyılın ilk çeyreğinde, kapitalizmi “ temize çıkarmakla” görevlendirilmiş liberal hödüklerin çırpınışlarıyla devam edeceğiz ama kapitalizmin görüntüsünün fotoğrafının görüş alanımıza getirilmesi gerekmektedir.

“Kapitalistler kötü olduğu için kapitalizm de kötüdür” gibi içsel bir hastalığa dışsal bahaneler aramak” ve bu cümleden olarak “kötü kapitalistlerin yerine iyi kapitalistlerin gelmesiyle kapitalizmin sorunsuz ve sonsuza kadar genel geçerliğini ispatlama kurnazlığına soyunan liberalizm heveslilerinin kısaca sergileyeceğimiz “kapitalizmin fotoğrafı” karşısında başlarını öte çevireceklerine eminiz: Kapitalizm bir sistem olarak bireylerin, devletlerin kontrolü dışında çalışır. Sistem içinde yer alan bireyler de devletler de kapitalizmin işleyiş araçlarıdır. Kapitalizm, Sırf bir ekonomik yapı, sistematik kanunlar, kurallar bütünü de değildir. Sistemin piramidinin tepesinde oturan ve piramidin bütününü kontrol eden, devinimini ve hareket tarzını, politika ve siyasasını, kültürünü ve demografik yapısını belirleyen özel mülkiyet ve piyasadır/pazardır. Yani kişilerin niyetlerinden, kapitalistlerin “ iyi patron-kötü patron” nitelemelerinden bağımsız işleyişe sahiptir. Örneğin kapitalistler “ iyi patronlar” olsaydı kapitalizm bugün sonunu hazırlamış olmayacak, can çekişir durumda olmayacak mıydı?.

Devamını oku...

 

Ulusal Kapitalizmden Küresel Kapitalizme-01

Siyasal Yazılar - Genel Siyasal Yazılar

-DEMOKRASİDEN FAŞİZME-

Marksistlerin ilk elden -Marks ve Engelsin teorik düzeyde, Lenin’in teorik ve pratik düzeyde-  iktisadi yapısından sosyal ve kültürel, felsefi ve ahlaki yapısına uzanan oldukça geniş bir yelpazede kapitalizmin ipliğini pazara çıkaran kapsamlı çalışmaları burjuva dünyasında paniğe neden oldu. Erken Marksizm döneminde Marksist ekonomi politiğe Kautsky ve Bernstein eliyle “cepheden saldırmayı” yeğleyen burjuva ideologları, saldırılarının Marksizm’i doğrulamaktan başka işe yaramadığını anlamalarıyla içine düştükleri çaresizliği  “ kaleyi içten fethetme” kurnazlığını keşfederek “Marksizm’i çürütme” gayretkeşliği ile Marksizm’e saldırı görevini kalenin içine yerleştirdikleri Marksist görünümlü kapitalizmin sadık ideologlarına bıraktılar. Yaklaşık iki yüzyıldır “Marksist görünümlü”  burjuva ideologlar eliyle sistematik olarak sürdürülen bu saldırıların başarısız olduklarını söylemek olası değildir. İdeolojik yetersizliğinin açıklarından sızmayı başaran burjuva ideologları dünden bu güne saldırılarını sistematik olarak sürdürmektedirler ve “kutsal kapitalizmi” korumak onların görevidir. Burada tartışılacak konu tam da bu “ içten saldırıların”  işçi sınıfı hareketi içinde uç veren tahribatın nedenleri üzerinde düşünmek ve tarihsel misyonunu dolduran kapitalizmin neden hala ayakta durabildiği üzerinde tartışmaktır.

Devamını oku...

 

Sesler ve Renkler

Sanatsal Yazılar - Genel Sanatsal Yazılar

“Hayır” dedi, yaşamın anlamını aramıyorum, bu anlamı daha ilk gençlik yıllarımda o yüzü akı öğretmenlerimden öğrendim, hem de sağlam öğrendim. O günden bu güne Israrla, inatla o anlamı yaşatmaya, yaşarken anlatmaya çalışıyorum. Resim sergilerini izlemeye düşkünlüğümün sebebi budur”…

Naif ve kırılgan görüntüsünün altında granit sağlamlığındaki iradesi, net ve duru anlatımı uzaklara bakarken gözlerinden süzülen hüznü gizlemeye yetmediğinin farkında bile değildi. Tanık olduğum konuşma muhtemelen geçmişlerindeki derinliğin saygısıyla iki yakın arkadaşın birbirlerine saygıda kusur etmeyen sohbetiydi.

Devamını oku...

 

Masallar Masalı

Sanatsal Yazılar - Genel Sanatsal Yazılar

Masallar ülkesinde hayat, hayatın masalıyla başlar, sürer giderdi. Belde halkı,  o yaz yakıcı günesin altında günlük işinde gücünde iken, ikindiüstü nereden, nasıl geldiği bilinmeyen eli kılıçlı atlıların sinsice beldeye sızmalarını ve ortalığı göz gözü görmez hale getiren bir toz bulutunun ansızın kabarmasını, giderek beldeyi simsiyah karanlıklara boğmasını şaşkınlıkla, elleri yanlarına düşerek izlediler. Kuzey rüzgârlarının hırçın fırtınasının yıkıp attığı beldede sağ kurtulanlardan birisi hariç diğerlerinin hatırlayamadığı, yalnızca birisinin tanık olduğu, dilden dile dolaşan, yüzlerce yıldır kuşaktan kuşağa aktarılan ve bizim öykümüze konu olan büyük tufanın ve kırımın öyküsüdür bu.

Tufanın büyük yıkımının tanığı, aykırı ve aksi yaşamından illallah eden belde halkının bir ağaca zincirleyip, bir lokma ekmek bir bardak suyla ölüme mahkûm ettikleri ve yine yakıcı yaz güneşi altında ucu bucağı görünmeyen, heybetinden görenlerin dilini yuttuğu görkemli kanatlarıyla gökyüzüne uçup gitmişti. Tufanın öyküsünü büyük dedesinin büyük dedesinden dinlemişti. Büyük dedesinin büyük dedesi tufanın beldede taş üstünde taş, atlıların baş üstünde baş koymadığını anlatırmış anlatmasına da, beldenin ilk kuruluşunun meşakkatlerini de anlatmaktan geri durmazmış.

Devamını oku...

 

İkilem

Sanatsal Yazılar - Genel Sanatsal Yazılar

Yanlarına çoluk çocuk, büyük küçük, kadın erkek, hısım akrabaları alıp bayram ziyaretine giden kalabalık bir ailenin erkeklerinin kadınları geride bırakıp, ahalinin kâh yan yana, kâh tek sıra halinde yol almasına benzetirdim, aynı kökteki filizleri geride bırakıp gökyüzüne uzayıp giden ikiz selvi dallarını.  İnsanın kırılma yeri neresiydi, bilinmez, gözle görülmezdi ama işte şu gökyüzünü delecekmiş gibi uzayıp giden ikiz selvi dalları tam çatallarından kırılmıştı. Birisi inadına gökyüzünü delercesine uzayıp giderken, diğeri kaderine teslim olmanın çaresizliği içinde yüzünü toprağa dönmüştü. Yavaş yavaş ölüyor, yavaş yavaş toprağa bırakıyordu kendini. Yaprakları solgun, dalları dirençsiz ve hüzünlü. Ben, görüntüyü seyreden adam, “Topraktan geldik, toprağa gideceğiz” der gibi çaresiz ve ne yapacağımı bilemez durumdayım. Yarı kızgınlık yarı umursamazlıkla “ Başını kaldırıp gözünü gökyüzüne dikersen sonucuna katlanacaksın. Yaşamda sürpriz yok.  Toprak kendisinin terk edildiğini bilir, gökyüzüyle, yıldızlarla, ay ile güneş ile kucaklaşmanı kıskanır, çeker seni kendine, deniz akıntılarının yüzeni dibe çekmesi gibi çeker. Ya ruh direncini oluşturur karşı koyarsın ya da ensenden tuttuğu gibi çeker alır seni aşağıya…

Devamını oku...

 
Diğer Makaleler...
Sanatsal Yazılar