Get Adobe Flash player
Siyasal Yazılar

N.G. ÇERNİŞEVSKİ

“Ben onları pek o kadar yükseğe çıkarmış değilim, belki de siz çok alçaklarda bulunuyorsunuz”

Dünya edebiyat ve sanat tarihinde klasikleşmiş Rus edebiyatının devleri Gogol, Dostoyevski, Turgenyev gibi yazarlar, arkasına aristokrasinin desteğini alarak yazmak bir yana, Petropavlovsk zindanlarında “Nasıl Yapmalı?” Romanının baskısının –çarlığın bütün sansürüne rağmen-gün ışığına ve okura ulaşmasıyla, romanın gördüğü ilgi üzerine öfkeye kapılacaklar ve şaşkınlığa uğrayacaklardır. Bir çeşit yukardan bakan ve şimdiye değin yazın dünyasında kökleşmiş sanat anlayışını alaşağı eden Çernişevskiye veryansın edenlere Çernişevski yukarıda alıntıladığımız mizahi cevabı verecektir.

 

Romanın yazıldığı 1860 lı yıllar,  Rusyada “sosyal hareketliliğin” doruğa çıktığı,  o ana kadar, yalnızca “ uşak”, “ hizmetçi” gibi toplumsal rol dışında başkaca değeri ve sıfatı olmayan, yaşamlarını derebeylerin topraklarında boğaz tokluğuna idame ettiren, yaşamları salt nefes alıp vermekten ibaret, hiçbir söz hakkı olmayan, Rus yaşam biçiminde bir alışkanlık, gelenek oluşturan, yaşam tarzları kanıksanan, sosyal, siyasal yaşamın dışına itilmiş, adeta hayatı dışardan gözleyen insanlar, birden bire sahneye inmişlerdir.

 

Sözünü ettiğimiz yıllar 1860 yıllardır. “Tanrının köle olarak yarattığı ve hiçbir Çarın vatandaşlık hakkı” bahşedemeyeceği” ,yokluk ve yoksulluk altında kıvranan Rus köylüleri bu yıllarda “ayağa kalkmayı” öğreneceklerdir. Toprak işgalleri başlayacak, isyanlar örgütlenecektir. Çarlık, Her toprak istemine ve her hak talebine kanla yanıt verecektir. İsyanlar ve işgaller görülmedik bir vahşet ve kanla bastırılacaktır. Bu sosyal hareketlilik Rus aristokrasisinde korkuyla karışık bir “ tedirginlik ve iğrenme “ yaratırken, diğer taraftan isyanın aydınlattığı insan yüzleri sanat ve edebiyata taşınacaktır. Çernişevski bu koşulların ürünüdür ve üzerinde duracağımız “ Nasıl Yapılmalı?” adlı eseri de bu koşullarda tomurcuklanıp boy veren isyanın ve insanın sesidir.

Çernişevski 1828 yılında doğar. Yaşadığı toplumsal koşulların siyasal düzeni sorgulamaya ittiği yazar, devrimci düşüncelerini Sovremennik ( Çağdaş) adlı dergide yazar. Giderek Üniversite gençliğinin ilgi odağı olur. Çernişevskinin düşünceleri “yıkıcıdır” ve Çarlık yazarı izlemeye almakta gecikmez. Uydurma gerekçelerle yargılanır, ancak ortada yargılamaya ya da mahkûmiyete gerekçe bir suç ve delil de yoktur. Çarlık, yazarın yargılanmasını bizzat takip eder ve mahkûmiyeti için nüfuzunu kullanır.  1862 yılında, bir daha dönmemek üzere Petropavlovsk zindanına gönderilir. Çernişevski bir yazar olmakla birlikte aynı zamanda Rus Sosyal Demokrasisinin ( Rus Komünist hareketinin)  bir eylem adımı ve ideologudur da. Yazılarında ve görüşlerinde Aristokrasiye ve aristokratların sofralarından “ yemlenenlere” de aynı okları yöneltir. Çernişevskinin tutuklanması, sahte “ özgürlükçü” liberallerde bir sevinç çığlığı yaratırken, tutuklanmadan bir yıl önce devrimci hareketin liderlerinden Dobroliyibovun ölümüyle zaten bir yara almış olan hareket, Çernişevskinin tutuklanmasıyla deyim yerindeyse “ başsız kalma” tehlikesiyle yüz yüze gelmiştir. Tutuklamaya farklı çevrelerin tepkileri de farklı olmuştur. Rus Polis teşkilatı tutuklamayı yeterli bulmayıp, Çernişevskinin Sibirya’ya, Kamçatkaya gönderilmesini isterken, Rus Liberalizminin sözcüsü Kalenin, Herzene yazdığı mektupta  “Böyle tutuklamalar beni hayrete düşürmüyor ve bu konuda sizin düşüncenize katılmıyorum. Bunda rezilce olan ne var ki? Devrimci parti Çarlığı yıkmak için elinden geleni yapıyor, hükümet de elbette kendini koruyacaktır. İstediği kadar büyük bir yazar ve düşünür olsun o sizce, bana sorarsanız ben bunun kadar devrimden emin, düşüncelerinin doğruluğuna inanan bir inatçıya rastlamadım”.( Aktaran Lenin, Bütün eserleri 3. cilt). Lenin bu olaya değinerek bu saygın (!)  iktidar uşağı Liberal profesöre gereken cevabı vermekte gecikmeyecektir: “ İktidar uşağı profesörün sözlerine bakın! Elbette ki bütün kabahat devrimcilerdedir (!), devrimciler laf ebeliği yapan liberallerle alay ederler, öylesine küstahtırlar ki,hem gizli gizli hem de açıkça Çara karşı gelirler. Üstelik öylesine ataktırlar ki, hükümet onları haklı olarak Petropavlovsk zindanına atar. Bu gibi insanlar, bu liberal profesörün eline düşseler o da onlara günlerini gösterir, her imkânı kullanarak canlarına okurdu…” . Çarlık polisi ile Liberallerin aynı noktada buluşmaları elbette tesadüf değildi. Çernişevskinin, çağdaşı Herzenin sözüm ona özgürlükçü liberallere cevabı “ Yazıklar olsun” olacaktır. “ Bir takım zavallı, ot gibi, kabuklu sümüklü böcek benzeri insanlar, sözde aydınlar, bizi idare eden cellâtlar ve eşkıya çetelerine çatmamamızı, onları korumamızı istiyorlar” (Herzenden aktaran Lenin, Bütün eserler,3. Cilt)

Rus devrimci şairi Nekrasovun ise Çernişevskiyi tutuklamaya olan tepkisi, sanat dünyasına armağan ettiği aşağıya aldığımız şiirle olacaktır:

“Ona deme, ey dostum: Mertliğin zamansızdır
Sen hiç değilse bizdeki ortamı kolla!
Özgürlüğe başka yoldan hizmet, bilirsin, imkânsızdır
O başını bile bile koymuştu yola

Halk nasıl sevilir? Ruhu tüm ülkeyi sarardı
Ezilenler için çarpardı bu yürek
Böylesine barış, böyle bir hayat, böylesine refah ona dardı
Kolaydı oysa özgürlük için ölmek

Böyle düşünüyordu o, ölümünü beklerken
Küçümsüyordu, milyonlar dururken kendi hayatını
Yargıçlara da demedi” bağışlayın, ölümüm pek erkendir”
Çoktan tayin etmişti o mukadderatını

Çarmıh henüz çakılmamış ama cellât ipi sallarsa
Çalarsa saati, o da asılacak
Ama öfke, ama isyan, ama kader tanrısı varsa
İsa çarmıhını çara, durmadan hatırlatacak”

Rus Aristokrasisi, Çarlık, Liberaller ve diğer karşı devrimciler sabah akşam Çernişevskinin zindanda asılacağını beklerken, o, tutuklamanın ardından geçen bir yıl gibi bir sürede , bu insan dışı varlıklara insanın ve isyanın sesiyle, “Nasıl Yapılmalı?” adlı romanıyla çıkıp gelecekti ve cevabını da bu romanda verecekti.

Lenin “ reddettiğimiz miras” adlı eserinde, zulmü, aşağılamayı, sömürüyü, şovenizmi “ reddedilmesi gereken miraslar” listesinde sayarken, Çernişevskinin bu romanında adını ettiği insanların başkaldırılarını “ sahip çıkılacak miras” olarak tanımlıyor ve Çernişevskiyi Rus Sosyal Demokrasisinin ( Rus Komünist hareketinin)  kurucusu olarak selamlıyordu.

“Nasıl Yapılmalı” nın önemi neydi, bunca tartışma, bunca övgü ve yergi niçin bu kitap etrafında dönüyordu? Oysa Rus edebiyatında Çernişevski bir “ ilk” de değildi? Tolstoy vardı, Dostoyevski vardı, Turgenyev vardı ve daha niceleri!

Bilindiği gibi her sanat yapıtı, yaratıcısının dünya görüşünün, yaşam tarzının ve buna ilişkin düşlerinin ve hayallerinin dışa vurumudur. Bugün de dünya sanat literatüründe “klasikleşmişler” içinde tartışmasız yerini alan Tolstoy, Dostoyevski, Turgenyev, roman kahramanlarını, aristokrat çevrelerden seçmiş, sanatlarının ağını bu kahramanlar üzerinden örmüşlerdir. Övgü de yergi de, olumlu ve olumsuzluklar da aristokrat yaşam tarzı içinden seçilen kahramanlara aittir. Toplumun aksak ve çürümüşlüğüne bu kahramanlar ekseninde yaklaşılır, eleştirilir, övülür yerilir. Çarlık ve Aristokrasi daimdir, ezeli ve ebedidir. Seçilen kahramanlar da kişilik ve ahlaki olarak aristokrat yaşam biçimine uygunluklarıyla, bu açıdan olanlar ve olması gerekenler şekliyle okura sunulur. Yarın yoktur, yarının insanı, yarının toplumu, yarını değer yargıları yoktur. Yoktur çünkü toplumu ve hayatı kavrayacak, ne olup bittiğini gözlemleyecek, analizler yapıp sentezleri ulaşacak “ bilgi ve bilinç” birikimi yoktur. Toplumun ekonomik ve sosyal değişimini irdeleyecek, bu değişim içinde insanın değişimini, değerlerin ve ahlaki yapının değişimini inceleyecek siyasal ve politik bilinç yoktur, bu değişimin sanatsal yönünü kuracak felsefi bilgi birikimi yoktur. Olanın içinde ve olanı sanatına konu edinecektir. Çernişevskinin kahramanları bu yazarların kahramanlarına öncelikle, sınıfsal açıdan benzemez. O, kahramanlarını günlük hayatın içinden, amacı ve ideali olan insanlar arasından seçer. Olumsuz, hastalıklı, zavallı, yozlaşmış tiplerle pek ilgilenmez, sırnaşık ve yılışık okur tiplerine de yer vermez. Tipleri yaratıcı ve olumludur. Büyük tartışmalar ve sanat dünyasında çığır açan bu romanının kahramanlarından Vera Pavlovna terzidir ve atölyesinde çalışmakta ve geleceğe ilişkin düşler görmektedir. Yaşanılan yaşamda ezilen, horlanan, yok ve yoksul insanlar geleceğin dünyasında sırça köşklerde yaşayacaktır, ya da tüm insanlık sırça köşklerde yaşamayı hak edecek kadar kutsaldır. Kirsanov ve Lopuhov, toplumun alt tabakalarından seçilmiş, erdemli, ahlaklı ve dürüst kişilerdir. Diğer kahramanı Rahmetov aristokrat çevreden seçilmiş, bu çevrenin çürümüşlüğünü, yozlaşmışlığını görecek, bu toplumdan uzaklaşacak ve devrimci hareket içinde yerini alacaktır. İşte, diğer Rus yazarlarının Çernişevskinin romanına tepkilerini burada aramak yanlış olmayacaktır. Toplumun alt tabakasından seçilen insanlar yaratıcı, dürüst ve ahlaklıdır. Geleceğin toplumunun kurulması için düş görüyorlar ve mücadele ediyorlar. Çernişevsikin günahı büyüktü ve bağışlanır gibi de değildi! Çernişevsikinin romanının şimşekleri üzerine çekmesinin nedeni buydu ve Dostoyevski “insanlığın sırça köşk” düşüne karşı “Hadi yapılsın, kurulsun bakalım bu sırça köşkler! Nasılsa yarın gelişecek olan sağduyu, akıl ve mantıklı yaşamımızda er geç gerici ve alaycı bir beyefendi, ellerini kalçasına dayayarak hepimize “Ne duruyorsunuz böyle, bu akla bu mantığa tekme atma zamanı gelmedi mi” diye seslenecek ve güçlü bir tekme atarak bu mantığı uçurumdan aşağı yuvarlayacaktır. Efendim, insanoğlu bir şeyi tek başına istemeli, toplum olarak değil…! Bunun dışında da başkaca arzuları olamaz.” Benzer tepki Tolstoydan gelmekte gecikmeyecektir:  “Evet, Savaş ve Barış romanımın başkahramanları kontlar, prenseslerdir. Hepsi de yalnız Fransızca konuşur ve yalnız Fransızca yazar, Rusça diye bir dil yokmuş gibi. Onlar Rusya’nın bütün hayatını çevrelerine toplamış, yoğunlaştırmış gibidir, ama ne yapayım. Varsın bu hareketim hep yanlış olsun, hem de liberalce ve demokratça bir davranış olmaktan uzak bulunsun. Bir tek şey üzerinde duruyorum ben ve bir tek şeyle cevap verebiliyorum şu bizim aşırı giden özgürlük âşıklarına; ufak memurların, esnaf, tüccar ve mujiklerin hayatları beni ilgilendirmez. Ben, bu gibi tiplerin hayatlarından fersah fersah uzaktayım, dillerini de yarım yamalak anlıyorum. Oysa zamanımızın aristokratlarının hayatlarını hem günümüze kadar dikilen anıtlardan, hem de başka birçok sebepten ötürü anlıyorum, bu benim kendi hayatımdır ve ben yalnız bu yaşantıyla ilgilenebiliyorum, yalnız onu seviyor benimsiyorum2. ( Savaş ve Barış). Bu çatışmada sorun bu kadar da değildir. “Nasıl yapılmalı” nın tartışılmaya başlanmasıyla birlikte, Tolstoy ve Dostoyevski bu romanın “ gölgesinde” kaldıkları hissine kapılacaklar, Tolstoy, Nasıl Yapılmalıya misilleme olarak “Aşılanmış aile” adlı Tiyatro oyununu yazacak, ancak bu “ aşı” tutmayacaktır. Dostoyevski de Tolstoydan aşağı kalmayacak ve “Büyük bir günahkârın hayatı” adlı eseri yazarak Çernişevskiye cevap vermeyi düşünmektedir. Ancak, bu eser ortaya çıkmayacaktır. Tasarladığı bu eser yerine Ecinnileri, Delikanlıyı ve Karamazov Kardeşleri yazacaktır. Tolstoy’un Savaş ve Barışındaki Bazarov tiplemesi ile, Dostoyevski’nin misilleme olarak yazdığı Ecinnilerin  Stavrogin, Delikanlının Arkadiy, Karamazov Kardeşlerin Alyoşa tiplemeleri “Aristokrat yaşamın ve değerlerin” işaret ettiği kahramanlardır.Belki de bunca tepki ve rahatsızlık isim olarak “Çernişevskiye “ değil, romanının yeni bir dünyanın mümkün olabildiğine ve buna olan inancınaydı. Çernişevskiyi de çağdaşlarından ayıran sanatsal yaratış sürecine sınıfsal tavrını odaklamasıydı.

Marks, Çernişevski için “Büyük Rus bilim adamı ve eleştirmeni “ derken, “ Bütün çağdaş ekonomistler arasında yalnız Çernişevski tek orijinal düşünür sayılabilir, ötekiler ise sadece taklitçi sayılır” demekle, Çernişevskinin ekonomistliğine vurgu yapmakta, Lenin, Marksın Çernişevskiye verdiği değeri bir başka açıdan tamamlamaktadır: “ Her ne kadar sosyalizmi ütopyaya vardırıyorsa da, Çernişevski şaşılacak kadar derine inebilen bir kapitalizm eleştirmenidir” demekle, Çernişevskinin politik yanına vurgu yapmaktadır. 1860 lı yılların sosyalisti Skabiçevski açıkça Çernişevskinin sosyalist olduğunu vurgularken” Bu roman” diyecektir-Nasıl Yapılmalı?- okuru apaçık sosyalizmin yoluna davet ediyordu, aktüalite üzerine kurulan hayalleri yeryüzüne indiriyor, herkesin en büyük amacını apaçık gösteriyordu”.Yine Lenin Çernişevskinin Felsefi konulardaki yetkinliğine parmak basarak Çernişevskinin “ İnsan aklını ve bilincini korku ve itaat zincirleri içinde tutan dine karşı savaş açtığını” yazıyor.

Rus sanat ve edebiyat yaşamının iki ayrı kol, iki ayrı damardan ilerlediği görülmektedir. Bir yanda Tolstoy, Dostoyevski, Turgenyev gibi  “mevcudun” çevresinde yapıt verenler, diğer yanda Herzen, Belinski, Çernişevski, Sçerdin, Nekrasov, Gorki gibi geleceğin toplumunun sanatını yaratanlar.

 
Sanatsal Yazılar