Get Adobe Flash player
Siyasal Yazılar

Memed… Memo

Telgrafın tellerine kuşlar mı konar… 

Bir zamanlardı telgrafın tellerine kuşların konduğu, akşamın alaca karanlığında dağdan bayırdan, ırgatlıktan herkten, fabrikadan atölyeden dönen, evde kazan kaynatacak kimsesi olmayanlara kıyı kıyıya, evlerimizden akşam çorbası uzattığımız yıllardı. Düğünlerde omuz omuza halaylar çekilen, acılara ortak, sevinçlere paydaş olduğumuz yıllar… Türkçe oyun havalarına Kürtçe zılgıtların eşlik ettiği zamanlardı… Memed türkü söylerdi “ Telgrafın tellerine kuşlar mı konar”.. Memo türkü söylerdi “ Gelini gelini Kürdün gelini”… Memedle Memo eşlik ederler birbirlerine, birlikte söylerlerdi, birlikte gülerler, birlikte hüzünlenirlerdi… Maden ocağında çalışırdı Memed, pamukta ırgattı Memo… Memedin çöken madendeki cenazesini Memo getirdi, Memonun nehre uçan ırgat kamyonundaki cesedini Memed çıkardı nehirden… Memedler Memolara ağladı, Memolar Memedlere dövündü… Acılarını acıları bildiler, cenazeleri birlikte kaldırıldı, yan yana birlikte verildiler toprağa…

Telgrafın tellerine kuşlar mı konar… Kuşlar cıvıl cıvıldı telgrafın tellerinde… Konardı Memed. Tellerin rüzgârda uğuldayan vızıltısı duyulmazdı kuş seslerinden, ıssız ovalar bayram yeriydi, dağ dorukları şenlik panayırı… Senin türkün ayrı bir tattı kuş cıvıltılarına… Farkında mıydın bilmem ama senin türkün kuşları coştururdu, kuşların sesi seni… Ovalar ay aydınlıktı, gökyüzü pırıl pırıldı… Gerçi yokluk yoksulluk yakanı hiç bırakmadı ama zengin olma gibi de ne bir his taşıdın, ne bir ihtirasın oldu. “ Bir lokma ekmek, bir yudum suya” şükrederek büyüdün,  açlar lokmana, çıplaklar gömleğine ortaktı… Aç bir çocuğa, gözlerinin feri sönmüş bir kadına azığındaki son lokmanı verirken, onların teşekkür dolu gülümsemelerine gülümseyerek karşılık verirdin…  Ne güzeldin Memed…

Dağa bayıra alışkındın, kurdu kuşu iyi bilirdin… Pamuk tarlalarında ırgatlık yaparken sırtında geçirirdin kadınları, çocukları derelerin azgın sularından. Başını yerden kaldırmayacak kadar da utangaçtın… Akşamları kaldığınız çadırda azıklar açılınca göz ucuyla çocuklara bakardın, azığın yetmeyeceğini anladığında onlar aç kalmasın diye “ tokum, canım istemiyor” deyip azığını çocuklara bırakırdın…  Nasıl vakurlu, nasıl da güzeldin Memo…

Yaşama sırası sizden sonraki Memedlerle Memolardaydı… Yanı yandan, canı candan ayırdılar, kitlesel katliamlarla, canlı bombalarla kendilerini parçalatarak yaşama sırasını onlara verdiler… Yaşamı unutturarak, ölümü kutsayarak… Sizden sonraki Memedler Türk Memed, Memolar da Kürt Memo oldu

Telgrafın tellerine kuşlar mı konar… Konmuyor artık Memed. Telgrafın direklerini kestiler, artık haberler “online” geçiyor Memed… Kuşlar da ürktü, göç ettiler. Ay aydınlık ovalara kör sisler çöktü, pırıl pırıl gökyüzü bakıra çalar grilere büründü. Rüzgâr serinletmiyor, güneş ısıtmıyor, üstelik yağmurlarda kesti rahmetini… Çiçekleri hiç sorma, kokularını salıvermiyorlar artık, kabuklarına çekildiler… Memo ile yan yana yattığınız mezarlarınız da ayrıldı… Birinizin mezarı bir dağda, öbürünüzün mezarı bir bayırda… Türk Memedlerle Kürt Memolar artık lokmalarını paylaşmak şöyle dursun, birbirlerinin canlarını alıyorlar… Sen bizim oraların şehidi, Memo ötelerin şehidi… Şehit ve şehit… Birlikte çektiğiniz halayların yerinden cenazeler kaldırılıyor, ağıtlarınız ayrı yakılıyor, acılarınız ayrı paylaşılıyor… Sahi neredeyse unutuyordum, birlikte çıktığınız grevleri, birlikte başlattığınız boykotları… Cezaevlerinden topluca çekildiğiniz falaka sonrası, üstüne basamadığınız ayaklarınızı sürüyerek birbirinize yaslanıp attığınız voltaların hikâyesi bir başka yazıya kalsın, anlatırım onu da. Muhaliftiniz sisteme, düzene, bu sistemin acımasız geleneklerine, insanı tüketen ahlaksızlığına… Öyle bir dünya kuracaktınız ki aç kurtlar ölüm korkusu taşımadan açık hava sofranıza sokulup karınlarını doyuracaktı… Yeşil tepelerin eteklerinde oynaşan tavşanlara tüfek sıkmayı yasaklayacaktınız… Kuşların yuvaları bozulmayacak, çiçekler koparılıp, çimlere basılmayacaktı…

İşte böyle başladı her şey Memed… Görünmez eller elimiz, bilinmez diller dilimiz oldu… Düşman olmalıydınız birbirinize, birbirinizi boğazlarcasına, gözünü kızartarak, gözünüzü karartarak… Dizginlerinden boşalmış boğalar gibi… Kim daha çok öldürürse kahraman olacak, kim daha çok ölürse şehit… Atmosferi teslim alan kapitalizmin ilk eldeki kullanışlı silahları sizlerdiniz… iyi silahtınız, hiç tutukluk yapmayan, yakışıklı, yahşi.. Durmadan öldünüz ve öldürdünüz, cesetleriniz de yakışıklı ve yahşiydi, öyle dediler ölümlerinizin ardından…

Telgrafın tellerine kuşlar mı konar.. Konmuyor artık Memed… Silah tekelleri ölüm emirlerini anından, saniyesinde “online” gönderiyorlar Memed Atlantik’in ötesinden, uygar Avrupalardan… Nerede kaç kişi ölecekse, nerede kaç kişi öldürülecekse uzmanları projelendirip, profesyonel katilleri harekete geçiriyorlar.  Kanınız lazım Memed, kanınızın sel sel olup akması lazım. Daha çok, daha çok, daha çok… Her gün, her saat, her mevsim… Yoksa ölmeye, öldürmeye programlanmış beyinleriniz kısa devre yapıp tersine işlemeye başlarsa maazallah… Ya şeytan dürter de omuz omuza verirseniz,  ya hayatı kutsayıp lanetlerseniz ölümü… Ya itiverirseniz elinizin tersiyle Türklüğünüzü, Kürtlüğünüzü, Aleviliğinizi, Sünniliğinizi, Ezidiliğinizi, Süryaniliğinizi… Böyle deme be Memed, şu üç günlük dünyada kaçırmaya değmez keyiflerini beylerinizin… Değer mi be Memed, değer mi hiç?  Hem onlar isiz ölmeye öldürmeye alıştırıncaya kadar neler çektiler neler… Yoksa “aslında çok kolay mı oldu” diyorsun… Hislerimin tercümanı Memed, aslında bence de çok kolay oldu be Memed, çok kolay alıştınız kanınızın dökülmesine, kan dökmeye…  Dirinizin kıymeti ne ki, ölünüz lazım Memed… Bir de ölüm patronlarınızın hakkını yemeyelim, bak kadirbilirlerdir de bu konuda… Madalyalarınızla koyuluyorsunuz mezarlarınıza… Sizler ölmelisiniz Memed, yoksa silahlar depolarında çürür, paralar kasalarında paslanır… Katiller işsiz, ejderhalar başsız kalır… Sizler ölmelisiniz Memed, yoksa Memleket kahramansız kalır… Yaşarken sırtına giyecek gömlek bulamayan Memoların da ihmal edildiğini sanmayın sakın… Onlar da düşünüldü inceden inceye… Onlar için de şık, göz alıcı canlı bomba yelekleri üretilip adrese teslim gönderiliyor… Bu yarışta ipi kim göğüsleyecek Memed, sen mi Memo mu?. Sen mi daha cevvalsin, Memo mu?  Ne güzel ölüp, ne güzel öldürüyorsunuz Memed, yirmili yaşlarda, ortalarında, otuzlu yaşların başında…  Cenaze merasimleriniz eksiksiz, nutuklar mükemmel, taziyeler dakik… O kadar çoğaldınız ki, bir gün önce ölenlerinizin adları yirmi dört saat sonra unutuluveriyor… Yanlış anlamayın sakın, bilgisayar programları o kadar yüklü ki, belleklere sığmıyorsunuz… 

Telgrafın tellerine kuşlar mı konar…

Konmaz Memed, konmaz Memo… Kuşlar rüzgâr taşır kanatlarında, ürkerler ölümlerden.

Yaşarsanız baş belası, ölürken güzelsiniz.

 
Sanatsal Yazılar