Get Adobe Flash player
Siyasal Yazılar

Siyasal Yazılar

Ulusal Kapitalizmden Küresel Kapitalizme-08

-DEMOKRASİDEN FAŞİZME-

Tarihsel –kültürel geleneğimizin sorunlara yaklaşım biçiminin sosyal/siyasal olguları “ “sonuçlar üzerinden değerlendirme” sığlığı ile bu yazı dizisi, okurlarından olumlu olumsuz epeyce tepki topladı… Örneğin “ Silvan’da, Şırnak’ta yaşananları ne zaman göreceksin, tek laf etmiyorsun” ya da “  AKP iktidarının uygulamaları hakkında ne düşünüyorsun” v.b gibi adeta “yazması, okunması zaman alıyor, bir fotoğraf çek, bakması daha kolay olsun”,  “ormanı boş ver,  tek tek ağaçlara bak“ gibi bize has itirazlara aldırış etmeden küresel kapitalizmin aşamalarını, bu aşamalarda ortaya çıkan sorunlara devrimcilerin ürettiği çözüm yollarını ve küresel kapitalizmin mevcut durumu itibariyle önümüze koyduğu sorunları irdelemeye devam edeceğiz. Sebebini anlamaya kafa yormadığınız, çaba harcamadığınız, işin kolayına kaçarak sonuçlar üzerinden çözüm arama gayretiniz hoş ama içi de bir o kadar boştur. AKP iktidarının bütün toplumsal yaşam bütünlüğündeki uygulamalarının sonuçları iktidar olma/iktidara getirilme sebeplerine uygundur ve uygun sebepler uygun sonuçlar doğurur.  “Gerek Silvan ve Şırnak,  gerekse AKP iktidarının uygulamaları küresel kapitalizmin bunalım ve krizlerinin bir yansımasıdır ve nedenleri görmeden sonuçlar üzerinden varılan yargı, sorunların kaynağını bilmeden çözüm yolu aramakla eşdeğerdir ve tarih şimdiye değin bilinmeyen bir soruna çözüm üretilebildiği mucizesini henüz icat etmemiştir. Kapitalizmin farklı evrelerinde ortaya çıkan sorunlar bu evrelere uygun özgün devrimci çözüm üretimini de beraberinde getirmiştir. Kapitalizmin her dönemine uygun genel geçer, hazır fiks paket çözüm yolu yoktur. Sorun, kapitalizmin açmazlarıdır ve çözüm bu açmazların, çelişiklerin doğru kavranmasıyla, kapitalizmin zayıf ve güçlü yanlarının tespitiyle ortaya konulacaktır. Devrimci sınıf hareketi örgütlenme ve çalışma tarzını, mücadelenin yönünü, gidişatını, mücadele araçlarının seçimi ve kullanımını mevcut durumun yarattığı, içinde bulunulan koşullara göre belirleyecektir. Aksi bir iddia, “Çarpıtma ve üstünü örtme” amaçlı yaklaşım tarzı sergileyen, kapitalizmin sözcüleri olmanın ötesinde başka bir maharetleri bulunmayan “kapitalizmin altın kalemlerinin ”,  sözüm ona şakşakçı “ bilim adamlarının” yazılı ve görsel basında, diğer kitle iletişim araçlarında durmadan körüklediği ve kitlesel destek sağladığı kapitalist sistemin açmazlarının gizlenerek korunmasına yönelik, “ sistem iyidir de yöneticiler kötüdür”  anlayışına kredi sağlamaktır. Görevleri, çıplak gerçeğin çarpıtılarak hedef şaşırtma olanlardan “gerçeğe uygun” davranma beklentisinde olamayız.  Örneğin bu tür sistemin sözcüsü “ altın kalemlerin” yazıp çizdikleri, cam bülbüllerinin durmadan şakıdıkları “Demokrasi isteğidir ve demokrasi iyi niyetli yöneticilerin elinin altındadır ”. Allah herkesin kalbine göre versin ama demokrasinin sınıfsal bir temelinin olduğunu, sınıflar mücadelesinde işçi sınıfının kazanımları olduğunu, kapitalizmin mevcut durumunun işçi sınıfının ve diğer bütün emek güçlerinin temel ekonomik, sosyal ve siyasal hak ve özgürlüklerine cevap verecek durumda olduğundan, bu gün gelmiş olduğu aşama itibariyle kapitalizmin bu dönemi geride bıraktığından ve sosyalizm evresine yöneldiğinden, burjuva demokrasisinin “hoş bir seda” olarak tartışmaların mezesi olduğundan, hiç ama hiç söz etmezler. Bütün mesele yöneticilerin niyetine kalmıştır, yöneticiler iyi niyetliyse topluma demokrasiyi bahşedeceklerdir, iyi niyetli değillerse o zaman ne olacaktır.

Devamını oku...

 

Ulusal Kapitalizmden Küresel Kapitalizme-07

-DEMOKRASİDEN FAŞİZME-

Kapitalizmin farklı evrelerindeki süreçlerde ortaya çıkan değişikliklerin irdelenmesinde varılmak istenen amaç, bu süreçlerin doğurduğu ve bu süreçlere paralel olarak gelişen, değişen, sürecin özelliklerini taşıyan siyasal/politik olguların kapitalizmin ekonomik gelişim ve değişiminin üzerinde yükseldiği gerçeğinden hareketle, sınıf mücadelesinin bu değişikliklere göre şekillendiğidir. Her değişiklik gerek kapitalizm açısından gerekse işçi sınıfı açısından yeni durumlar yeni olanaklar, yeni güçler yaratır.  Değişen durumlar karşısında geçmiş dönemlerde doğru tahlil edilmiş sınıfsal analizler hükmünü yitirir, işe yaramış, başarı yaratmış örgütlenme biçimleri değişen dönemle birlikte mevcut duruma cevap vermez. Aynı durum burjuvazi için de geçerlidir. Yeni durumla birlikte yönetme, baskı, tehdit, şantajın biçimleri değişir, kitlesel pasifikasyon araçları gelişir. Burjuvazi yönetme biçimini değişen, yeni ortaya çıkan duruma göre yeniler, iktidarın korunması ve devamı için geçmiş dönemde kullandı “ iktidar etme” biçimini değiştirir,  bu dönemin özelliklerinden yararlanır ve yeni döneme ve duruma uygun araç ve gereçler geliştirir. Bu durum gerek tek tek ülkeler için gerekse sınıf mücadelesinin sürdüğü bütün ülkeler için geçerli evrensel ilkedir.

Lenin’in işaret ettiği “ somut durumların somut tahlilinden” anlaşılması gereken de budur. Bilindiği gibi Sovyet devrimi öncesi devrim stratejisi tartışmalarında sınıf mücadelesinin o kendine özgü doğrularının eksik ya da yanlış kavranması bir çok kez devrimci güçlerin çarlık karşısında zafiyete uğramasına neden olmuştur. Kitle tabanında oldukça güçlü olan Narodnikler, Menşevikler, sosyalist devrimciler gibi örgütlerin “ mevcut durumun tahlilindeki yetersizlikleri” işçi sınıfı açısından bedeli oldukça ağır maliyetlere neden olmuştur. Bireysel terörden tutun da kitle dalkavukluğuna, sınıfın iktidarı talebini ekonomizme indirgeyen sendikalizme kadar varan eğilimler arasındaki ciddi çatışmalardan öncelikle yararlanan Çarlık olmuştur. Öyle ki giderek bu eğilimlerden bazıları örneğin emperyalist/ yağmacı savaşa karşı devrimci tavır yerine, ideolojik sapkınlıklarını çarlık iktidarını desteklemeye, karşı devrime teslim olmaya kadar vardırmışlardır. Sovyet devrimini gerçekleştirme başarısını, bu gruplara göre daha az kitlesel tabana sahip olan, ancak kitleleri doğru ideolojik hatta birleştirmeyi başaran, doğrularda ısrarcı ve tavizsiz davranan Bolşevikler gerçekleştirecektir. Yazımızın bir önceki bölümünde değinmiştik, yeri gelmişken tekrarlayalım: Lenin, kapitalizmin tekelleşerek emperyalist aşamaya girdiğini, köylülüğün hala etkin bir sınıfsal güç olmasına karşın devrimini öncü ve örgütleyici gücünün işçi sınıfı olduğunu, işçi/köylü ittifakı ile çarlığın devrilmesini takiben hızla sosyalist devrime geçilmesi gerektiğini ısrarla belirtirken, mevcut durumun tahlilinde yetersiz kalan ve bu nedenle yanlış örgütlenme ve mücadele biçimlerinde ısrar eden bir dizi Menşevik akım ya devrimde köylülüğü devrimin öncülüğüne koymuş ve bireysel terör eylemleriyle çarlığın devrileceğini savunmuş (Narodnikler, sosyalist devrimciler v.s gibi), ya da yine Menşeviklerin bir diğer kolu işçi sınıfının iktidarı alabilecek yetenekten yoksun olduğunu savunarak iktidar mücadelesini sendikal mücadeleye, ekonomik demokratik haklar için mücadeleye indirgemiştir.

Devamını oku...

 

Ulusal Kapitalizmden Küresel Kapitalizme-06

-DEMOKRASİDEN FAŞİZME-

Bir önceki bölümde özetlenen kapitalizmin ekonomik/siyasi ve politik güncel görüntüsünün üzerine oturduğu “zemine”, yani kapitalizmin dününe ilişkin örüntülerin irdelenmesine yeniden dönülmelidir. Üzerinde ısrarla durduğumuz “ Ulusal kökenli tekelci kapitalizmin küresel kapitalizm tarafından yutulduğuna” ilişkin tezimiz yoğun itirazlara uğramakta, ileri sürülen savların içeriğinde olmayan sonuçlara varılmaktadır. Farklı gerekçeler ve farklı söyleyiş biçimleriyle ileri sürülmesine karşın, tümünü ortak ifadesi ulusal kökenli tekelci kapitalizmin üzerinde, onu yutan ve yer kürenin tamamında egemenlik üreten “küresel kapitalizm” kavramına olan itirazlardır. Yani, bir başka deyişle itirazcılar itirazlarına Lenin’i dayanak göstererek anti Leninist doğmalarını Lenin’e mal etmekte ve küresel kapitalizmi Lenin’in neden görmediğini, bu teorinin emperyalizmi tekleştirdiğini ve emperyalistler arasındaki çelişkiyi inkara vardığımızı ileri sürmektedirler. Biz onlara sadece şunu söylemekle yetineceğiz ve kapitalizmin farklı gelişim evrelerindeki örüntülerini irdelemeye ve devrimci mücadelenin bugününe ilişkin “ne yapmalı” sorusuna cevaplar aramaya çalışacağız. Bir tartışılmaz mutlak doğrular ileri sürdüğümüz iddiasında değiliz, ancak söylediklerimizin doğru anlaşılmasını isteme hakkına da sahibiz. Lenin’in neden küresel kapitalizmden söz etmediğine ilişkin bu arkadaşların eleştirilerine en kestirme yanıt yine Lenin’in kendisi olsa gerekir: Peki ama Marks neden emperyalizmi görmedi de Lenin yaşadığı dönemi “emperyalizm” olarak analiz etti ve devrimci hareketin hedef ve stratejisini emperyalizm tahliline dayandırdı. O halde bu arkadaşlara göre Lenin Marksist değildir, çünkü Kapitalizmin bir aşamasında emperyalizm ortaya çıkacaksa bunu Marksın görmesi gerekmez miydi?.

Devamını oku...

 

Ulusal Kapitalizmden Küresel Kapitalizme-05

-DEMOKRASİDEN FAŞİZME-

Bugüne değin siyasal/sosyal  tarihin verileri Ulusal kökenli tekelci kapitalizmin gerek tek tek ülkelerdeki gerekse sistemin genelindeki evrelerini ve bu evrelerde ortaya çıkan ilişki ve çelişkileri irdelemekten ibarettir. Bu elbette doğru bir yaklaşımdır ve tarih elbette toplumların önüne çözebileceği sorunları koyar. Ancak 21. Yüzyılın hemen başlarında siyasal ve sosyal tarihin tekelci kapitalizmi irdeleyen verileriyle açıklanamayacak baş döndürücü hızla gelişen olaylara tanık olundu ve dünü açıklamada kusursuz olsalar bile bugünü açıklamaya dünün paradigmalarıyla yaklaşımlar kısır döngüye dönüştü ve mevcut durumun dünün paradigmalarıyla açıklamaya çalışmaktaki ısrar devam etmektedir. Dünün verileriyle bugünü açıklamak  ısrar etmek, net ve kavranabilir, yaşama geçirilebilir sınıf tavrının bulanıklaşmasına ortam hazırlar ve ideolojik bulanıklıktan küresel burjuvazi yararlanır. Bugün merkezi kapitalist sistemin uyduları bağımlı, geri bıraktırılmış ülkelerdeki diktatoryal/faşist yönetimlerin kanıksanması, “başka türlüsü olmaz” algısı genelleştirilirken, ya da küçümser bir dudak bükme ile bu durum “ bu ülkelerde demokrasinin olmayışı ile” açıklanmaya çalışılırken, burjuva demokrasilerinin beşiği sayılan merkez kapitalist ülkelerin de faşist/diktatoryal yönetimleri neden burjuva demokratik yönelmelere tercih ettikleri olgusu karşısında bocalanmakta, mevcut duruma açık, anlaşılır açıklamalar getirilememektedir. Geri bıraktırılmış bağımlı ülkelerdeki faşist/diktatoryal yönetimleri bu ülkelerde demokrasi yokluğu ile açıklamak iyi de, demokrasinin merkezi kapitalist ülkelerin de faşist/diktatoryal yönetimlere doğru soluksuz koşmalarının nedeni nedir? .

Devamını oku...

 

Ulusal Kapitalizmden Küresel Kapitalizme-04

-DEMOKRASİDEN FAŞİZME-

21. yüzyılın başlarında hani şu “ tarihin sonunun geldiğini” ilan eden meşhur   liberalimiz, emperyalist/Kapitalist merkezlerin anlı şanlı Üniversitelerinin profesörü Francis Fukiyama,  bu yazının kaleme alındığı tarihten sadece bir hafta önce , tarih ve toplum bilimin şaşmaz gözlemcileri Marks ve Engels’i küçümser eda ile, ilan ettiği “tarihin sonunun geldiğini ve sınıf mücadelelerinin bittiğine ” ilişkin “ o çok derin kehanetinden” çark ederek  aslında ne dedi?. “Meşhur liberalimiz” diyoruz, çünkü Fukiyamanın eylediği kelam “kralım babanız zurna çalar mıydı” türünden, içini başka tür bir sözcük bulup dolduramadığımız düzeydedir ve böyle anılmasını hak ediyor. Fukiyamanın kralının zurna çalıp çalmadığını bilmiyoruz ama kendisinin yirmi beş yıl önce öttürdüğü zurnayla yirmi beş yıl sonra çaldığı zurnanın notalarının emperyalist/Kapitalizmin tarihteki son demlerini yaşadığını gizlemeye yönelik, panik içinde yanlış çaldığını itiraf etmesi yine liberallere has bir tarih okuması olarak anılacaktır. Fukiyamaya kızmıyoruz, çünkü o bir liberaldir ve öngörüleri de bununla sınırlıdır. Sadece “ tarihin sonu geldi, sınıf mücadeleleri bitti, yaşasın liberalizm” olarak özetleyebileceğimiz küresel kapitalizmi “ebedi” olarak ilan eden, Emperyalist/Kapitalizmin her dönemde, özellikle küreselleşmeye başlamasıyla geçmiş dönemlerini bile aratırcasına kendisini yalnızca savaş ve sömürü olarak kristalize eden, yer küreyi olduğu kadar gökyüzünü de kana boğan vahşetinin yeni farkına varmış olmalı ki,  boyundan büyük eylediği “ tarihin sonunun geldiğini ilan eden” kelamının altında kalarak gösterdiği “ yanılmışım” mahcubiyetini anlamaya çalışıyoruz.  O bir liberaldir, bütün liberaller gibi,  geleceğin aydınlığından kapitalizmin karanlığına sığınan yarasalar gibi bir liberal… Bu yazı bir anlamda- anlamamak için ayak diremeyeceklerini umarak- liberallere Marksist bir okumadır. Öyleyse kaldığımız yerden devam edelim.

Devamını oku...

 

Ulusal Kapitalizmden Küresel Kapitalizme-03

-DEMOKRASİDEN FAŞİZME-

17. Yüzyılda yaşamış bir gezginin nostaljik notlarını okusaydık galiba şöyle yazmış olacaktı:  “Dış görünüşü görkemli derebeyi şatolarının içinde keder ve hüzün vardı, uçsuz bucaksız imparatorluklar kaynayan kazan, imparatorlar sinirli ve gergin, şato malikleri geleceklerinden umutsuz, derebeyleri bütün ihtişamlı görünümlerine karşın tedirgin ve ürkekti”.

Ekonomik yaşama ticaret yollarını tutarak başlayan, önceleri “ zararsız tüccarlar” olarak görülen, bütün sınıfsal inşasını “ para üzerine” kuran, yaşadığı dönemin yaşam tarzına, maddi ve moral değerlerine uygun olmayan bir sınıf çıkıyor tarih sahnesine. Burjuvazi… İmparatorlukları maddi olarak ablukaya alıyor, ticaret alanları, parasal hacimleri genişleyip büyüyor ve fetihçi imparatorluklar, savaş harcamalarının içini boşalttığı hazinelerini bu “ zararsız tüccarlardan” aldıkları borçlarla ayakta tutmaya çalışıyorlar. Toplum para ile tanışıyor, maddi yaşam feodalizmin değişim aracı   “takas” a dayalı ekonomik yapısının yerine paraya dayalı ticaret üzerine inşa ediliyor. Hiç zorlanmadan ve hiçbir siyasi müdahale olmadan… İmparatorluklara borç verecek kadar güçlenen bu sınıf kendi değerlerini örerek feodal imparatorluklarda siyasi ve politik bir güçtür artık ve sıra ekonomideki gücünü siyasi iktidara taşımaya gelmiştir. Güçlü Feodal imparatorlukların iktidarını parçalayarak zayıf imparatorlukların çok uluslu yapısından Ulus devletler devşirerek, yıkarak, ıslah ederek “ulus kimliğini” ön plana çıkarıp ortak değerler olarak kabulünü sağlayarak, ekonomik olarak pazarının, siyasi olarak iktidar alanının sınırlarını çiziyordu.  Burjuvazi ancak ulusal sınırlarla çevrilmiş bir ülkede iktidar olabilirdi. Burjuvazi egemen bir iktidar için altın anahtarı bulmuştu. Ülke ve Ulus...

Devamını oku...

 

Ulusal Kapitalizmden Küresel Kapitalizme-02

-DEMOKRASİDEN FAŞİZME-

Kapitalizmin, tekelleşmenin de ötesine geçerek küresel nitelik kazandığı 21. Yüzyılın ilk çeyreğinde, kapitalizmi “ temize çıkarmakla” görevlendirilmiş liberal hödüklerin çırpınışlarıyla devam edeceğiz ama kapitalizmin görüntüsünün fotoğrafının görüş alanımıza getirilmesi gerekmektedir.

“Kapitalistler kötü olduğu için kapitalizm de kötüdür” gibi içsel bir hastalığa dışsal bahaneler aramak” ve bu cümleden olarak “kötü kapitalistlerin yerine iyi kapitalistlerin gelmesiyle kapitalizmin sorunsuz ve sonsuza kadar genel geçerliğini ispatlama kurnazlığına soyunan liberalizm heveslilerinin kısaca sergileyeceğimiz “kapitalizmin fotoğrafı” karşısında başlarını öte çevireceklerine eminiz: Kapitalizm bir sistem olarak bireylerin, devletlerin kontrolü dışında çalışır. Sistem içinde yer alan bireyler de devletler de kapitalizmin işleyiş araçlarıdır. Kapitalizm, Sırf bir ekonomik yapı, sistematik kanunlar, kurallar bütünü de değildir. Sistemin piramidinin tepesinde oturan ve piramidin bütününü kontrol eden, devinimini ve hareket tarzını, politika ve siyasasını, kültürünü ve demografik yapısını belirleyen özel mülkiyet ve piyasadır/pazardır. Yani kişilerin niyetlerinden, kapitalistlerin “ iyi patron-kötü patron” nitelemelerinden bağımsız işleyişe sahiptir. Örneğin kapitalistler “ iyi patronlar” olsaydı kapitalizm bugün sonunu hazırlamış olmayacak, can çekişir durumda olmayacak mıydı?.

Devamını oku...

 
Diğer Makaleler...
Sanatsal Yazılar