Get Adobe Flash player
Siyasal Yazılar

Siyasal Yazılar

Yeni Sömürgeciliğin Değişkenleri/02

Küresel kapitalizmin dinsel referansları esas alan AKP’yi niçin iktidar yapıp desteklediği ve bu yazının birinci bölümünde sözü edilen AKP iktidarının, yasama ve yürütme üzerinden sistemin temel güçlerini -ama asla yapısını değil- tasfiye ve yeniden yapılandırılmasının, Yargı üzerinden Ergenekon, balyoz gibi davaların açılması/açtırılması gibi sindirme, 12 Eylülcülere soruşturma açtırılması gibi sol dinamik güçleri oyalama ve yanına çekme yoluna gitmesine ilişkin tavrının anlaşılması açısından aşağıdaki giriş açıklamasının zorunluluğu ortaya çıkmaktadır. Soruna sınıf ilişki ve çelişkilerini öteleyerek, yok sayarak yaklaşmak, magazinsel ve görünen olana teslim olmak demektir. Bunun bir başka ve dolaysız anlatımı, burjuva gericiliğinin desteklenmesi, “ilerici, demokrat” olma adına iktidara koşulsuz destek demektir.

Emperyalist kapitalizmin kendini yeniden üretiminin görünür biçimi olan Küresel kapitalizm, gerek klasik kapitalizm döneminin gerekse emperyalist/kapitalizmin çeşitli evrelerinde sergilediği kitlesel pasifikasyon araçlarında da yeni değişkenler üretmiştir. Örneğin klasik kapitalizm döneminde –ki bu dönemin kapitalizmin kuruluş dönemi olarak adlandırılması bizce yanlış olmayacaktır- burjuvazi, feodalizmin ve feodal iktidarların temel dayanaklarından olan dinsel gericiliğe karşı edebi, felsefi, ideolojik, kültürel alanlarda başlattığı ve Avrupa’da üstünlük sağladığı ideolojik materyallere bu gün yeniden sarılmaktadır.

Devamını oku...

 

Yeni Sömürgeciliğin Değişkenleri/03

Orta Doğuda ve Kuzey Afrika’da BOP projesini gerçekleştirecek iktidarların biçimlenmesinde esas faktör iktidarın ılımlı İslam üzerine inşasıdır. Bu faktörün iktidara taşınmasında öncelikle bu ülkelerdeki iktidar sahipleri kim olursa olsun zahiridir ve esas iktidar olan emperyalizmdir. Emperyalist batılı merkezlerin bir yandan İran’daki “ Şer’i İslami rejime” tahammülsüzlükleri ortadayken Büyük Ortadoğu ve Kuzey Afrika ve Kafkasya’da “ılımlı İslami” referans alan iktidarları işbaşına getirmeleri ve bu bölgede bu referanslı iktidarları etkin kılmayı temel politik ve siyasi amaç olarak belirlemelerinin nedeni nedir?

Kapitalizmin ekonomik ve politik bir erk/güç olarak ortaya çıkması kapitalizme karşı işçi sınıfının sosyalizm talebini de beraberinde getirdi. İki sınıf arsındaki mücadele her dönemde dönemin özelliklerine göre, kâh barışçı biçimde kâh zora dayalı olarak sürgit devam etmiştir. İşçi sınıfının kapitalizme karşı yegâne silahı Marksizm’in ideolojisi ve bu ideolojinin şekillendirdiği sınıf partisi olmuştur. Öyle ki kapitalizmin tekelci aşamaya ulaşmasıyla birlikte her alanda örgütlü saldırganlığını artırmış, işçi sınıfının en masum istekleri bile kanla bastırılmıştır. Burjuvazinin mücadele araçlarının geliştirilmesi ve etkinleştirilmesi karşısında işçi sınıfı da mücadele araç ve gereçlerini artırmıştır. Toplumsal yaşamın bütün alanları burjuvazi ile işçi sınıfı arasındaki mücadelenin arenası haline gelmiştir. Merkez kapitalist ülkelerde bir yandan genel ekonomik ve politik içerikli genel grevler yoluyla üretim durma noktasına getirilirken, bir yandan da işçi sınıfı yoksul köylülüğü ve kent küçük burjuvazisini yanına alarak mücadele cephesini genişletmiş ve her alanda burjuvaziye alternatif iktidar olduğunu göstermiştir.

Devamını oku...

 

Yeni Sömürgeciliğin Değişkenleri/04

20. yüzyılın sonlarında ortaya çıkan ve kurgulanan ve 21. birinci yüzyılın başlarında ekonomik-politik siyasaya damgasını vuran yeni sömürgeciliğin bu yüzünün ortaya çıkışı ve 20. yüzyıldaki yeni sömürgecilik ilişkilerinde bir aşama yapmasının sebebi Emperyalist/Kapitalizmin bir tercihi olmayıp, objektif-nesnel bir gerçekliğin zorunlu sonucudur.

Esasen serbest rekabetçi dönemden emperyalist aşamaya sıçrayan kapitalizmin bu aşamaya sıçramasının sebebi nasıl ki sermaye hareketlerine bağımlı olarak ortaya çıkan bir değişim ise ve bu aşamanın işaret ettiği değişim nasıl ki iki faktörü, sınıfsal çelişkilerin artmasını ve kapitalizmin bunalımını derinleştirmişse, aşamayı zorunlu kılan sermayenin yoğunlaşması da kapitalizmin bunalım ve krizlerine bir çözüm getirmek yerine bunalımları yoğunlaştırmış ve bunalımlar yoğunlaştıkça sınıfsal çelişkilerin artmasına neden olmuştur. Bu objektif olgunun  çelişkileri artırmasının neden  sınıf mücadelesinin  yoğunlaşmasını beraberinde getirmediği, yer küre ölçeğinde işçi sınıfının iktidara talip olmada epey süredir gönülsüz davrandığı sorulabilir. Ancak, yeni sömürgeciliğin değişik aşamaları açıklandıktan sonra bu sorunun yanıtı verilebilir.

Devamını oku...

 

Yeni Sömürgeciliğin Değişkenleri/05

Bu başlık altındaki yazımızın dördüncü bölümünde, Serbest rekabetçi kapitalizmin Emperyalist kapitalizme evirilmesiyle birlikte Emperyalist/Kapitalizmin sömürgecilik ilişkilerinin tek tek kapitalistlerin parlak fikirleri, öznel niyetleri olmayıp, sermayenin yoğunlaşmasının ve yoğunlaşan sermayenin kendisine yeni mecralar aramasının bir sonucu olduğu üzerinde durulmuştu. Kapitalizmin İşleyişin özelliklerine yakından bakıldığında bu döneme ilişkin sömürgecilik ilişkilerinin feodal dönemin açık fetih ilişkilerinden farklı şeyler olduğu sonucu hemen ortaya çıkmaktadır. Bu farklılığın ilk elde göze çarpan yanı sömürünün sürdürülüş biçimindeki değişikliktir. Sömürge ülkeler emperyalistler arasında yeni pazarlar elde etme ve mevcudu koruma açısından kıyasıya bir rekabet unsurudur ve her emperyalist ülke kendi askeri gücüyle egemenliği altındaki sömürge ülkelerde sömürüyü disipline etmektedir. Oysa gelinen aşamada yeryüzünde pazarlar paylaşılmıştır ve neredeyse keşfedilecek yeni Pazar alanları yoktur. Ekonomik ve askeri alanda güçlenen kapitalist ülkenin/ülkelerin önceki Pazar paylaşımına itirazları ve yeniden paylaşımla pazarlarını genişletme istekleri emperyalistler arası paylaşım savaşlarının da gerekçesini oluşturacaktır. Her iki paylaşım savaşı da tek tek emperyalistler açısından değil ama bütün emperyalist sistem açısından bir yıkım olacaktır. Birinci ve ikinci paylaşım savaşları yerküre ölçeğinde emperyalistlere yeni pazarlar kazandırmak şöyle dursun, mevcut pazarlarının üçte birini kaybetmelerine neden olmuştur. Bu sonuç merkez kapitalist ülkelerin emperyalistler arasındaki ilişkinin yeniden düzenlenmesini de zorunlu kılmıştır. Merkez kapitalist ülkeler, paylaşım savaşlarının çatlaklarından ortaya çıkan ve yerküre ölçeğinde kapitalizme karşı somut bir alternatif oluşturan sosyalist ülkelere karşı bir “ blok örgütlenme” ile kendi aralarındaki rekabetin yanı sıra sosyalist bloğa karşı sıra sistem olarak birlikte hareket etmenin de ilk ipucudur. Nato, IMF, Dünya Bankası gibi emperyalistler arasındaki oluşumlar bu dönemin ürünüdür. Hemen Birinci paylaşım savaşının sonucunda başlayan ve ikinci paylaşım savaşıyla birlikte doruğa çıkan Sosyalist sistem ve Ulusal Kurtuluş Savaşları işbirliği Emperyalizmi köşeye sıkıştırmıştır. Merkez kapitalist ülkelerin dışında cereyan eden antiemperyalist hareketler merkez kapitalist ülke işçi sınıflarının da sosyalist iktidar mücadelelerinin yoğunlaştırılması sonucunu doğurmuştur.

Devamını oku...

 

Yeni Sömürgeciliğin Değişkenleri/01

Güncel durum açısından AKP kanadının ve hiç de onun paralelinden uzağa düşmeyen sağlı-sollu siyasal görüşler açısından yansıtılan kapitalizm açısından “olması gerekenler” yoğun bombardıman altında kitlelerin bilinçaltına yerleştirilmekte ve sistemin politik siyasasına kitlesel destek sağlanmaktadır. Güncele ilişkin analizlerin sol ağızlardan/kalemlerden, “soldan” yapılması da pek bir şeyi değiştirmiyor. Egemen kılınan görüş kapitalist sistemin değirmenine su taşıyor. Olanlar seyirlik bir oyun gibi izlenmekte, değerlendirmelerde sahnede görünen oyun ve oyuncuların rol kabiliyetleri esas alınmaktadır. Emperyalist Burjuvazinin tam da istediği budur. Nesnel olanın yerine öznel değerler konulmakta, değerlendirmeler bunun üzerine inşa edilmektedir. Egemen sesin kalabalığına koro olarak katılmanın adı da “soldan yaklaşım” ya da muhalif bakış olarak adlandırılmaktadır. Soruna sınıfsal bakış yerine magazinel entelektüel bakış açısından yaklaşıldığında sorunun kaynağında ne emperyalizm görülecektir, ne de kapitalizm. Ana etmen kapitalizmin ötelenerek sorunlara yaklaşımın zorunlu sonucu da bu sorunu çözecek olan dinamiğin ötelenmesi, sorunun sınıfsal eksenden kaydırılması ve sınıfın/işçi sınıfının/çözücü, yaartıcı gücünün görmezlikten gelinmesini beraberinde getirecektir. Böyle bir yaklaşımın “ sol” adına yapılması burjuvaziyi ziyadesiyle memnun eder. Hatta memnuniyetini çaktırmamak için görünürde hiddetini dışa vururken, el altından himayesini de esirgemeyecektir. Zaten Burjuvazinin yaratmak istediği “sol” da bu soldur. Karşı devrimin pratiği grift ve karmaşık, ülke özelinde ve küresel kapitalizm belirleyiciliğinde ve olanca hızıyla devam etmektedir.  Doğru yaklaşım sorunların çözümünün de ilk ve belirleyici adımıdır. Kapitalizmin hedefi yeni hegemonya ilişkilerinin ihdasıdır. Karşı devrimci İlişkiler zinciri örülürken de sadece devrimci güçlerin tasfiyesi değil, belirlenen sürece ayak uyduramayan, şu veya bu şekilde ayak bağı olan/olacağı düşünülen tabaka, sınıf ve zümreler de tasfiye edilmektedir. Varılmak istenen hedef, Emperyalizmin yeni sömürgecilik ilişkilerini düzenleyen Büyük orta doğu ve Kuzey Afrika ( BOP) projesinin gerçekleştirilmesidir ve rol dağılımında esas hedef de budur. Olan bitenler bu projenin gerçekleştirilmesinin yansımasıdır ve dışa vurumudur.

Devamını oku...

 

Kederli Kentin Şövalyesi

-Suphi Nejat Ağırnaslı’nın anısına-                                                                                                                                                          

Masallara özgü vakur duruşlu adamdan belleğinde iki anısı kalmıştı. Kıstırılmışlıklarını boyunlarında onur nişanesi gibi taşıdıkları günlerdi. Kızılay’da çembere alındığı polis koridorunu yırtıp nefes nefese ara sokaklara daldı. Kızılay, Doğudan Ayrancı-Çankaya yönüne, Batıdan Sıhhiye-Ulus yönüne tutulmuş, her yer polis. Bir sokaktan, bir caddeden diğerine geçişte kovalamacıyı buradakiler devralıyor, oyun aralıksız devam ediyor. Yakalanması diğer devrimcilerin moralinin bozulması açısından önemli çünkü tazı gibi koşardı ve polisin onu mitinglerde boykotlarda yakaladığı vaki değildi.  Anlaşılan bunların hepsi zincirleme onu yakalamak için seferber edilmişti. Caddelerin, sokakların tutulmuş olması onu yakalamaları anlamına gelmiyordu ve yakalanmayacaktı.  Kaçacağı, şaşırtma vereceği ara sokakları iyi biliyordu. Hayatın onları bir av tazısından daha hızlı olmaya mecbur kıldığı yıllardı… Ve lakin öğrenci hareketi içinde olması, her gün meydanlarda polisle yüz yüze gelmesi nedeniyle eşkâli aşağı yukarı bütün polisler tarafından biliniyordu. Samanpazarından Ulus yönüne doğru koşmaya başladı. Birkaç ara sokağa girip takip edilip edilmediğini kontrol etti, başarmıştı, atlatmıştı polisi. Soğuk bir güz günüydü, nefes alırken içi dışına çıkacaktı sanki alnından alevler, ağzından burnundan dumanlar yükseliyordu. Nefesini toplamaya çalıştı, rutin adımlarla yürümeye başladı. Nereden geldiğini kestiremediği “işte orada”  sesinin ilk tınısıyla yeniden koşmaya başladı. Konya sokağa girmişti, diğer ucu bentderesine açılan dar bir sokak. Sokağın sonunun tutulduğunu gördü, kaçacağı bir başka yer kalmamıştı, kendini Avukat Niyazi Ağırnaslı’nın bürosuna attı. Bütün devrimcilerin Niyazi amcası deneyli, tecrübeli güngörmüş bir adamdı. Yaşlı halinden beklenmeyen bir çeviklikle “oğlum” deyip boynuna sarıldı. Nefes alamadığını gören Niyazi amcası oturması için ısrar ederken içeri giren üç kişinin yan gözle ona baktığını gören Niyazi amca sol elinin işaret parmağıyla çıkış kapısını göstererek “derhal dışarı çıkın” dedi gürleyen bir ses tonuyla. Niyazi amca “malum zatlarla” uğraşırken bahçeye yakın pencereden atlayıp kaçtı. Birkaç ay sonra kaldığı eve kurulan polis karakoluna düştü, yakalandı. Örgüt üyeliği, silah, bomba bulundurmaktan tutuklu yargılanmaya başladı. Basın “(X) örgütünün Ankara sorumlusu yakalandı” diye vermişti haberi sekiz sütuna manşetten.   Elbette Avukatı Niyazi amcaydı.

Devamını oku...

 

Stalingrad, Balkanlar…Ya da Kobani

(BİR GÜN TARİH DE KONUŞUR)

Yeni sömürgeciliğin değişkenleri adlı on yedi bölümlük irdelemenin birkaç bölümünün küresel kapitalizmin 21.yüzyıl ideologlarından Fukiyama ve Huntington’a ayırmamız elbette nedensiz değildi. İŞİD’in Kobani’ye saldırısının görünen sonuçları üzerinden çözüm arayışlarına gitmek, bataklığı görmezden gelerek tek tek sivrisineklerle uğraşmaktır. Kestirmeden söyleyelim: Kobani pratiğinde İŞİD emperyalist/Kapitalizmin bataklığında üretilen, beslenen, donatılan sivrisineklerdir ve Kobani’de Kürtlere musallat edilmişlerdir/ olmuşlardır. Her asalak yaratığın beslenmek için insan kana ihtiyacı vardır ve Kobani’de bir halkı yok edercesine kan dökmelerinin de şaşılacak bir yanı yoktur. Devrimciler açısından şaşılması gereken, sebeplerin ötelenerek günlük sonuçlar üzerinden varsayımlar üretmektir. İŞİD nezdinde görülmesi gereken Emperyalist/Kapitalizmin beslenmek için kana ihtiyacı vardır ve İŞİD daha çok kan emme amacına uygun olarak yaratılmış bir araçtır.

Huntington ve Fukiyama’dan söz etmemizin nedeni bu gerçekliğin anlaşılması amacını taşımaktır. İnsanlığın kapitalizm ötesi ufuk arayışları ve aradıkları ufka çok yaklaşarak Sovyet Devrimini gerçekleştirmeleri “ezeli ve ebedi” olma iddiasındaki kapitalizmi şaşkına çevirmiştir. Sovyet devrimi kapitalizm için kapitalizmin yaşanma yönelik çok ciddi bir tehdittir ve burjuvazi için bir kâbustur. Yerkürenin üçte birinde yaşam damarları kesilmiş, kapitalizm yer kürenin bu bölümünde pazarlarını kaybetmiştir. Denilebilir ki kapitalizm yetmiş yıldır yaşadığı bu kâbustan kurtulmak,  Sovyet devrimini sabote ederek başarısızlığa uğratmak, kaybettiği pazarları tekrar sömürü alanlarına katmak için  -Sovyetler yönetici kliğinin de unutulmaz katkılarıyla- ellerinden geleni arkalarına koymamışlardır. Emperyalist Kapitalizm nihayet 1990 lı yıllarda amacına ulaşmış, Sovyet devriminin varlığına son vermiştir.

Yukarıda sözünü ettiğimiz S.Huntington ve Fukiyama’nın küresel kapitalizme yol gösterici ayetleri/tezleri mal bulmuş mağribi tam da bu dönemde piyasaya sürülmüştür. Özetle Huntington Sovyetlerin çökertilmesiyle başlayan sürecin şekillenmesinde “medeniyetler savaşı” nın egemen olacağını ilan ederken, aslında söylemek istediği toplumsal mücadelenin eksenini sınıflar mücadelesinden dinsel ve etniksel alana çekerek kapitalizme kan kusturup kızılcık şerbeti içeren işçi sınıfının kapitalizmin varlığına kasteden kapitalizm ötesi ufkunu karartarak toplumların algılama ve yaşam biçimlerini bir yandan kültürel alanda post-modernizmin kültürüyle donatmak, sınıf mücadelesini çağrıştıran bütün kavramları, davranışları, anlayışları bir daha hatırlanmamak ve tekrarlanmamak üzere hafızalardan silmektir.

Devamını oku...

 
Diğer Makaleler...
Sanatsal Yazılar