Get Adobe Flash player
Siyasal Yazılar

Siyasal Yazılar

Yeni Sömürgeciliğin Değişkenleri/16

Girift ve karmaşık sosyo-politik ve siyasal mekanizmaların işleyişleri, o mekanizmaları oluşturan parçaların her birinde bütünlüklü bir bilgi birikimini ve uzmanlığı zorunlu kılar. Mekanizmanın bütününün işleyişindeki süreklilik her bir parçanın kendi içinde bütünlüklü öngörülere dayanan uzun vadeli projeler oluşturması ve projelerin uygulama alanlarında denenmesini ve parçaların bir dizge halinde sistemleştirilmesini gerektirir.

Yeni sömürgeciliğin değişkenleri başlıklı yazımızın büyük çoğunluğunda Emperyalist/Kapitalizmin 21. Yüzyıldaki işleyişindeki değişikliklerin klasik işleyiş biçimleriyle neden açıklanamayacağı üzerinde durulmuş ve yeni işleyişin projelendirilmesinde yeni işleyiş biçimlerinin Küresel kapitalizmin ideologları S.Huntington ve F.Fukuyamanın ekonomik/politik tezlerinde ifadesini bulduğuna çeşitli vesilelerle değinilmiştir.

Bu bölümde, önceki yazılarda irdelendiğinden küresel kapitalizmin ekonomik işleyişindeki değişikliklerin değil,  sistemin siyasal/politik ve kültürel yeniden yapılandırılması ve küresel kapitalizmin yer küreyi bu bakış açısıyla yeniden biçimlendirmesi irdelenmeye çalışılacaktır. Güncel hale gelen İŞİD böyle bir irdelemeyi zorunlu kılmıştır.

Devamını oku...

 

Yeni Sömürgeciliğin Değişkenleri/15

1-2002 yılında ABD Dış işleri Bakanı Rice’ın “Yeni bir Ortadoğunun zamanı geldi” kehanetinin üzerinden on iki yıl geçti. Hatırlanacaktır, bu kehaneti ABD’nin “Saddam Diktatörünü devirerek Irak’a Demokrasi getirme gerekçesiyle”  Irak’ı işgali izledi. Irak’ın işgalinde ABD “yerli işbirlikçilerini”  oluştururken  “Iraklı” kimliği yerine “Sünni”, “Şii” gibi mezhepsel, “Türkmen”., “Arap”, “Kürt” gibi etnik argümanları kullandı. Gerek mezhepsel bazlı argümanlar, gerekse etnik bazlı argümanlar sandılar ki Saddam rejiminin devrilmesiyle kendilerine gün doğacak ve ırakta hâkimiyetlerini ilan edecekler. On iki yıllık zaman dilimi içinde mezhepsel argümanlarla etnik argümanların oluşturduğu cepheleşmenin birbirlerini kırma savaşları giderek tırmandı ve baskın güç Işid yazılı ve görsel medyanın ana haberleri sütununa yerleşti. Hemen belirtelim ki Saddam rejiminin yıkılmasını takiben ABD ve AB kökenli Petrol şirketleri, daha işgal planı aşamasında hazırladıkları Irakın Petrollerinin işletilmesine ilişkin sözleşmelerini ortaya sürüverdiler ve imzaladılar. “Kapitalist Demokrasisinin” ilk koşulu böylelikle yerine getirildi. ABD Irak”ın enerji kaynaklarını güvenceye aldıktan sonra sözüm ona askerlerini Iraktan çekti ve kukla hükümeti etnik ve dinsel alanda cepheleşen güçlerle baş başa bıraktı. Irakta kendilerini bir halt sanan etnik ve mezhepsel kökenli cepheleşmelerde birbirlerini yiyedursunlar Irakın işgalinden elde edilmesi beklenen ilk adım gerçekleşecektir ancak beklenen sadece bu olmayıp diğer adımlar da peşinden gelecektir.

Birinci paragrafa ek: AKP hükümeti Iraka askeri güç göndermek için yani Irakın işgalinde   

ABD nin yanında yer almak için TBMM den ısrarla tezkere çıkarmak için can atmış, ancak tezkere kıl payıyla çıkmamış, AKP hükümetinin iştahı boğazında kalmıştır.

Devamını oku...

 

Sınıfsal İçgüdü Üzerine İki Not

(AZ GELİŞMİŞLİĞİN KAPİTALİZMİ Mİ, KAPİTALİZMİN AZGELİŞMİŞLİĞİ Mİ?)

Soma kömür madenindeki sonucu önceden kestirilebilen kitlesel katliamın dördüncü günü biterken, yazılı ve görsel medyada haberler, yorumlar, açık oturumlar birbirini izledi. Toplumsal “acıma algısının yaratılmasında” medyanın oldukça başarılı olduğu teslim edilmelidir. Oğlunu, eşini, yakınını kaybedenlerin acıları sömürünün sarmalında bir görselliğe dönüşüyor, en muhalif olanların tepkileri, olayı duyurma biçimleri ve yorumları bile “işverenin gerekli güvenlik önlemlerini almadığının” ötesine geçmiyor. Katliama duyulan tepkinin yarattığı iktidara yönelik öfke iktidar sahipleri tarafından tekme-tokatla karşılık bulurken resmi güçler yine biber gazlarıyla, tomalarıyla acılı insanların içgüdüsel tepkilerine göz açtırmıyor. İktidarın resmi güçleri olay yerini, maden ocağı çevresini kuşatıp kuş uçurmazken, gerici güruh katliamda yaşamlarını yitirenlerin yanında yer almaya gelen aydınları kuşatıyor. Sakallı, sarıklı, cüppeli yandaşlar sözüm ona öfkeli kalabalığı “dua edelim” diyerek teskin etmeye çalışıyor. Medyanın olayı veriş biçimi ve izlediklerimiz aşağı yukarı bunlar. 

Devamını oku...

 

Yeni Sömürgeciliğin Değişkenleri/14

“Yeni sömürgeciliğin değişkenleri” başlıklı irdelemelerin temel çıkış noktasını oluşturan tez, emperyalist /Kapitalistlerin kendi aralarındaki ilişkinin 20. Yüzyılın sonlarına doğru sermaye hareketlerinin doğal akışı içinde çelişki/bütünleşme diyalektiği bağlamında bütünleşmenin ağır bastığı, ikinci paylaşım savaşı sonrasında başlayan girişimlerde uluslararası tekelci sermayenin her hangi bir emperyalist devletin ya da sermaye grubunun değil, bütün emperyalist kampın ekonomik ( İMF, Dünya Bankası, Avrupa topluluğu) politik ve askeri (Nato), kurumlarının oluşturulmaya başlandığı, ticari bütünleşmenin giderek siyasi bütünleşmeyle kaynaştırıldığı (AB), 20. Yüzyıl Kapitalistlerinin birçoğunun büyük sermaye gruplarınca yutularak klasik tekelci kapitalizmin daha üst boyutlarda sıçramalar yaparak “küresel kapitalizm” e dayandıkları, yer kürenin en ücra köşelerine kadar genişlediklerini ve artık daha öte gidecek sömürü alanları kalmadığına, kapalı ulusal pazarların/ulus devletlerin bölgesel savaşlarla ve darbeci iktidarlar eliyle küresel sermayenin hareket tarzına uygun düzenlemelerin de periyodik aralıkları sıklaşan kapitalizmin bunalımının önünü alamadığına ve artık kapitalizmin krizlerden çıkışına olanak tanıyacak Pazar alanlarının tüketildiğine, bu noktada bütün yer kürede “küresel sosyalist devrimin” objektif koşullarının mevcut olduğuna ve her bir olgunun işçi sınıfının mücadelesini, strateji ve taktiklerini, sınıflar ittifakını doğrudan etkileyen sonuçlarına ilişkindir. İçinde bulunulan dönem kapitalizmin tarihin hiçbir evresinde kaydetmediği ve çıkışı mümkün olmayan bunalımlar ve krizler dönemidir. Bu tespitin varacağı yer kuşkusuz kapitalizmin krizlerden birinden çıkmadan diğerine düşecek kadar yapısal hastalığına karşın yerkürede sınıf mücadelesinin ivmesinin neden yükselmediği sorusudur. Tersine Kapitalizmin egemenliğindeki bütün yerkürede, ağırlıklı olarak siyasi/ideolojik düzlemde merkez kapitalist ülkelerde klasik faşizmin, çevre/bağımlı ülkelerde dinsel ve etnik gericiliğin yükseldiği görülmektedir.

Devamını oku...

 

Yeni Sömürgeciliğin Değişkenleri/13

Yeni sömürgecilik ilişkilerindeki değişim sürecinin irdelenmesi açıktır ki bir makale boyutunun üzerinde ve birbirini etkileyen birçok değişkenin bir arada ele alınmasını ve irdelenmesini gerektirir. Olgunun bir bütün olarak değerlendirilmesi o olguyu oluşturan çoklu değişkenlerin her biri kendi alanında bir uzmanlık işidir ve her birini kendi içinde etkileyen faktörlerin, sebepler birikiminin doğuracağı verilerin doğru sonuca bağlanması, öneriler sunması, çözüm üretmesi beklenir. Bu başlık altında irdelenen konunun gerek hacim açısından ve gerekse ilişkilendirilen çoklu bilimsel verilerin birbirlerini etkileyişlerinin analizi açısından böyle bir iddiası olmamasına karşın yeni sömürgeciliğin doğurduğu sınıfsal ilişki ve çelişkilerinin ulaşmış olduğu düzeyin gözlemlenmesi ve sınıf mücadelesine bu bağlamda öneriler sunması yazının başlıca amacını oluşturmuştur. Yazının bütünlüğüne çeşitli “ sol” gruplardan gelen eleştirilere cevap yetiştirmek yerine bütünlüğü bozmamaya çaba sarf ettik. Ancak “anlamama, kavrayamama” yeteneğine ulaşamadığımız arkadaşların bu hayran olunası statikliğini de biz anlayamadık. Emperyalist Kapitalizmin gelmiş olduğu aşama itibariyle farklı emperyalist ülkeler sermayelerinin aralarındaki ilişkinin çatışma değil uzlaşma olduğuna ve sınıf mücadelesini yürüten devrimci örgütlerin bu yeni duruma uygun örgütlenme mücadele anlayışları oluşturmaları gerektiğine dair tespite itirazın esası “emperyalistler arasındaki çelişkinin bütünleşmeye yöneldiği tespitinin “yeni Troçkizm” olduğuna dair eleştirilerdir. Buradan arkadaşların çıkardığı varsayım ise bizim tek tek ülkelerde sosyalizmin inşasını reddettiğimiz ve dünya devrimi önerdiğimizdir. Öncelikle bu tür eleştirilerin muhatap alınmasını bile zaman kaybı olarak değerlendirdiğimizi belirtelim. Troçki hiçbir tezinde emperyalistler arasındaki çelişkinin başatlığını/birinciliğini reddetmemiştir. Ancak sistemin kendini koruması adına herhangi bir ülkedeki sosyalist devrime izin vermeyecekleri ve böylelikle tek ülkede sosyalizmin başarı şansının olamayacağıdır.

Devamını oku...

 

Yeni Sömürgeciliğin Değişkenleri/12

Kapitalizmin yeni sömürgecilik ilişkilerinin gözlemlenen değişimine paralel olarak politik ve siyasal değişim de birlikte gelişti. Bir başka deyişle ekonomik sömürüdeki değişimin uygulama pratiğini siyasi/ politik değişim belirledi, birbirinin içinden çıktı, birbirini etkiledi. Değişimin diyalektiğinin sınıflar mücadelesine yansıyan sebep/sonuç ilişkilerini bu çerçevede değerlendirmek ve anlamak için “ne yapmalı” sorusuna bu ilişkiler bağlamında yanıt aramak “doğru yerden başlamanın” da ilk koşuludur. Tarih nasıl ki insanlığın önüne ancak çözebileceği, çözmek için gerekli maddi koşulların oluştuğu sorunları koyarsa ve insanlık önce sorunun kaynağının doğru tespiti ile çözüm için doğru mücadele araçlarını seçebilirse, sınıf mücadelesinin pratiği de ancak mevcut durumun sınıfsal içeriğini doğru kavramakla, emperyalist/kapitalist sistemin işleyişinin ortaya çıkardığı çelişkileri doğru değerlendirmekle gelişir, doğru mücadele pratiğini yaşama geçirir. Gelinen noktada ülkemiz ve dünya işçi sınıfının gerek fiili yenilgisinin ve uzun yıllar kendini toparlayamamasının, ayağa kalkamamasının, gerekse ideolojik/politik ve pratik gerilemesinin nedenleri üzerinde üretilen düşünce pratiklerinin, sorunun nedenleri üzerinde düşünmek yerine ortaya çıkan sonuçların “trajik” dökümleriyle yetindikleri, bunu alışkanlık haline getirdikleri “sınıf mücadelesi” yerine “yenilgiye ağıt” tiradına dönüştürdükleri görülmektedir.

Devamını oku...

 

Yeni Sömürgeciliğin Değişkenleri/11

Küresel kapitalizmin 20. Yüzyılın son çeyreğinde girdiği eğilimin 21. Yüzyılda şekillenmeye başladığını, küresel boyut kazandığını, bu döneme kadar emperyalist/kapitalistler arasındaki ilişkinin niteliğini belirleyen çelişkinin yerini bu dönemde bütünleşmenin aldığını ve devrimci hareketin bu olguyu dikkatle gözleyerek örgütlenme ve çalışma tarzının, teori ve pratiğinin mevcut koşullara uygun örgütlenme tarzı geliştirmesi, işçi sınıfı hareketinin uluslarası örgütlerinin birlikte mücadele ve örgütlenme yeteneği kazanmasının zorunluluğuna değinmiştik. Küresel çapta “şişen” ve patlamaya hazır küresel sermayenin artık daha fazla gideceği yer yoktur ve işgal ettiği alanlardaki yaşamı yok etme noktasına gelip dayanmıştır. Tehdit edilen sadece şu veya bu ülke halkı, şu veya bu ülke işçi sınıfı değildir. Tehdit küresel sermaye dışında kalan bütün insanlığa karşıdır, doğaya karşıdır ve yaşama karşıdır. Sınıfsal kazanımları küresel çapta bertaraf etmek için resmi ve sivil vurucu güç örgütlenmelerini harekete geçirmesinden, toplumsal yaşamı siyasal zor yoluyla yeniden tanımlama ve biçimlendirme girişiminden, bütün toplumsal kesimlerin demokratik hak ve özgürlük taleplerinin karşısına militer yapısıyla çıkmasından artık “burjuva demokratik hak ve özgürlüklere” tahammülünün kalmaması ve gerek ulusal/ülkesel alanların parçalanmasında, gerekse işçi sınıfına ve sermaye dışında kalan kitlelere karşı dolaylı/dolaysız saldırılara karşı koymanın başkaca yolunun kalmadığı kabul edilmelidir.

Devamını oku...

 
Diğer Makaleler...
Sanatsal Yazılar