Get Adobe Flash player
Siyasal Yazılar

Yeni Sömürgeciliğin Değişkenleri/11

Küresel kapitalizmin 20. Yüzyılın son çeyreğinde girdiği eğilimin 21. Yüzyılda şekillenmeye başladığını, küresel boyut kazandığını, bu döneme kadar emperyalist/kapitalistler arasındaki ilişkinin niteliğini belirleyen çelişkinin yerini bu dönemde bütünleşmenin aldığını ve devrimci hareketin bu olguyu dikkatle gözleyerek örgütlenme ve çalışma tarzının, teori ve pratiğinin mevcut koşullara uygun örgütlenme tarzı geliştirmesi, işçi sınıfı hareketinin uluslarası örgütlerinin birlikte mücadele ve örgütlenme yeteneği kazanmasının zorunluluğuna değinmiştik. Küresel çapta “şişen” ve patlamaya hazır küresel sermayenin artık daha fazla gideceği yer yoktur ve işgal ettiği alanlardaki yaşamı yok etme noktasına gelip dayanmıştır. Tehdit edilen sadece şu veya bu ülke halkı, şu veya bu ülke işçi sınıfı değildir. Tehdit küresel sermaye dışında kalan bütün insanlığa karşıdır, doğaya karşıdır ve yaşama karşıdır. Sınıfsal kazanımları küresel çapta bertaraf etmek için resmi ve sivil vurucu güç örgütlenmelerini harekete geçirmesinden, toplumsal yaşamı siyasal zor yoluyla yeniden tanımlama ve biçimlendirme girişiminden, bütün toplumsal kesimlerin demokratik hak ve özgürlük taleplerinin karşısına militer yapısıyla çıkmasından artık “burjuva demokratik hak ve özgürlüklere” tahammülünün kalmaması ve gerek ulusal/ülkesel alanların parçalanmasında, gerekse işçi sınıfına ve sermaye dışında kalan kitlelere karşı dolaylı/dolaysız saldırılara karşı koymanın başkaca yolunun kalmadığı kabul edilmelidir.

Ülkemizdeki siyasi gelişmelerin değerlendirilmesinde ilerici kesim AKP nin “görünen ataklarına” karşı,- Meclise türbanla girme, öğrencilerin evlerde ve yurtlarda barınma biçimine, üniversiteli öğrencilerin evlenmelerine kredi vermesine v.s- tepki vermekte, ancak ulaşmak istediği hedefin farkında görünmemektedir. Sınıfsal boyutta ise mevcut “sol” örgüt ve partilerin AKP nin yönelimine ilişkin ciddi bir uyarı analiz ve tahlillerine rastlanmamaktadır. Sol açısından manzara AKP nin ve akıl hocalarının çizdiği ve istediği yolda “muhalefet etmekten” ibaret olup, görünenin arka planının ya farkına varılmamakta, ya da görünenin teşhirinin yeterli olduğuna inanılmaktadır. Uygun amaçlara uygun araçlarla gidilir. AKP nin mevcut uygulamaları küresel sermayenin ulaşmak istediği hedefin araçlarıdır. Amaç teşhir edilmeli ve sadece AKP nin değil, küresel kapitalizmin iktidarı AKP ile AKP yi iktidar koltuğuna oturtan emperyalist kapitalizmin organik bağları göz önüne serilmek, siyasi tecridini sağlayacak sınıfsal politikalar üretmek ve hayata geçirmek yerine popülist/halkçı politikaların peşinden sürüklenilmektedir. Solun mevcut “muhalefet etme” biçimine AKP nin ülke içindeki sert tavrı ile emperyalist batının bu “muhalefet biçimine” daha yumuşak yaklaşımı gözden kaçmamaktadır. Karşı devrimin görünürdeki bu iki farklı tutumu sınıfsal verilerle değerlendirilmekten uzakta, giderek batı kapitalizminin bizi AKP iktidarından kurtaracağına ilişkin sahte, yalancı umutlar yaratılmaktadır. Geçen yazımızı AKP nin açık faşizme başvuracağına ilişkin işaretlerin mevcut olduğuna ilişkin uyarıyla bitirirken, solun bir aymazlığına dikkat çekmek istemiş, görünürle yetinmenin gidişatın önüne geçmede etkin ve önleyici mücadele biçim ve araçları geliştirmeye olanak vermeyeceğinin bir kez daha vurgusunu yapmıştık.

 

Faşizm, Tekelci kapitalizmin bunalım dönemlerinde, kitlesel yaşama yansıyan işsizlik, yoksulluk, gelecek endişesi taşıyan kitlelerin kapitalizme yönelen tepkilerinin, bilinç saptırmasıyla yaratılan sanal düşmanlara karşı sistemin kitlesel ve vurucu gücü haline getirilmesiyle iktidar olur. Gerek klasik kapitalizm dönemlerinin faşist partileri, gerekse günümüz küresel kapitalizmin faşist partilerinin kitlesel destek sağlamada kullandığı argümanların aşağı yukarı değişmediği görülmektedir. Alman faşizminin temel argümanı, işsizlik ve yoksulluğun kaynağının Yahudiler olduğu ( ki Yahudilerle birlikte alman olmayan bütün etnisiteler buna dahildi) ve Almanların katıksız Hıristiyanlar olduğu idi. Alman Kapitalizminin bunalımının yarattığı kitlesel tepkiler tekrar alman Kapitalizminin en saldırgan kesiminin kitlesel gücünü oluşturacaktı. Kullanılan temel iki argüman: Yabancı düşmanlığı ve iyi Hıristiyan olmak…

Faşizmin vurucu gücü SS lerin toplumun en yoksul kesimlerinin oluşturduğu genç kuşakların örgütlenmesi olduğu bilinmektedir. SS ler önce Faşizmin kara propagandasıyla yaratılan suni düşmanları Yahudileri, Çingeneleri, eş cinselleri açık alanda yok etmişler, SS lerin yarım bıraktığı işleri tamamlamada da SA lar ( Nazi askeri polis örgütü) devreye girmişlerdir. İlericilerin, Demokratların sosyalistlerin, komünistlerin öldürülmesini de SA lar yerine getirmiştir. Alman toplumunun işsiz, güçsüz, serseri kesiminden derlenen lumpen SS ler kendilerine vaat edilenleri talep etmeye başladıklarında da meşhur “Uzun bıçaklar gecesi”nde topluca katledilmekten kurtulamamışlardır. Faşizmin yoksul kesime vaadi “iyi bir gelecektir” ama amacı hiçbir muhalif, direniş, itiraz gücüne tahammül edemeyeceğidir.

Küresel kapitalizmin bunalımı klasik kapitalizmin bunalımından daha yoğun ve kalıcıdır. Klasik kapitalizm yeniden paylaşım savaşlarıyla olsun, kolonyal/ sömürge ülkelerin ekonomik değerlerini sömürme yoluyla, ya da işçi sınıfının yoğun sömürü altında çalıştırmasıyla olsun bir şekilde bunalımdan sıyrılabilmektedir. Ancak sermaye yoğunlaşmasının gelmiş olduğu düzey itibariyle küresel kapitalizmin bunalımdan çıkma yolu kalmamıştır. Yer kürede ağlarını germediği hiçbir nokta, zaptü rapt altına almadığı hiçbir ülke kalmamıştır. Bunalım bütün ağırlığı ile yerküre ülke ve halklarının omzuna binmiştir. Bunalımını ekonomik ve sosyal boyutuyla merkez kapitalist ülkelerden çevre kapitalist/yeni sömürge ülkelere ihraç ederek geçicide olsa rahatlayan kapitalist merkezlerin bu olanağı da kalmamıştır. Bunun anlamı ekonomik olarak bunalımın sürekliliği kalıcıdır ve sık sık yaşanan krizlerin sebebi budur. Sosyal ve sınıfsal açıdan ise küresel kapitalizm içinde bulunduğu durum nedeniyle yarattığı kitlesel öfke patlamalarını bertaraf etmek için burjuva demokrasilerine ve burjuva demokratik kırıntılara tahammül edemeyeceği, yerküreyi kapsayacak ölçekte küresel faşizmin iktidarına davetiye çıkaracağıdır. Burjuvazi küreselleşmekle yarattığı burjuva demokrasisinin toptan inkarcısı olmuştur ve değerlerine yabancılaşmıştır. Tarihsel olarak yok oluşundan geri dönüşünün olanağı yoktur. İşte tam da gelmek istediğimiz nokta budur ve bu noktada hala sol adına söyle alanı bulan yalama liberallerin, etnikçilerin hala kapitalizm içinde çözümün varlığına ilişkin sahte umut yaratmalarının sınıf düşmanlığının tescillenmesi olarak teşhir edilmelidir.

Sorun sistem ölçeğindedir ve çözümün sistem ölçeğinde aranması gerektiğini düşünmekteyiz. AKP iktidarının sistem içindeki yerini ve özgünlüğünü, yönelimlerini bu çerçevede değerlendirmeye devam edeceğiz.

 
Sanatsal Yazılar