Shindler, Nazi Almanya’sında büyük bir iş adamıdır ve Nazi partisi üyesidir. Nazi ordularına metal malzeme üretir. Ucuz işgücü temini için Polonya’ya gider ve Plaszov toplama kampındaki Yahudi işçilerin emek gücünü fabrikasında değerlendirir. Polonya Yahudilerinin “Holokost” (soykırım) korkusunu sömürüye çevirmesinin önü açılmıştır, Shindlere, Yahudilerin can korkusunu ucuz emek cennetine çevirmesinin yolu açılmıştır. Bir süre sonra Kampın komutanı kampı tasfiye ederek Yahudilerin kaçınılmaz sonlarının kapılarını açar…
İşçilerin, gaz odalarında ya da en katı vicdanların bile kabul etmeyeceği yok etme tekniklerinin bin bir türlüsünün uygulandığı ölüm çukurlarına yolculuğu başlar. Vicdanı aklına düşen Shindler, Nazi yetkililere rüşvetler vererek listesini çıkardığı işçileri satın alır ve onları Nazilerin gaz odalarında ya da alenen meydanlarda, duvar diplerinde kurşuna dizilerek öldürülmelerini engeller, canlarını kurtarır. Film izleyicileri filmin sonunda Schindler’e hayranlık dolu şükranlarını iletirler. Daron Acemoğlu Nobel ödüllü bir ekonomisttir. Teknoloji devlerinin denetiminde işlev gören ve küresel sermaye seçkinlerinin tekelinde olan yapay zekanın emeği dışlayan yapısıyla küçük bir grubun çıkarlarına yönelik programlandığını, bunun refahın adil paylaşımını, demokratik yönetim ve fırsat eşitliğini dışladığını ileri sürerek “Hangi liberal Demokrasi” adıyla ileri sürdüğü tezi küresel sermaye sözcüler tarafından topa tutulmuştur.
Ekonomistimize göre; Silikon vadisinde yurt tutan küresel sermaye ve teknoloji devleri sadece kendi zenginliklerini değil, toplumun neyi düşündüğünü, bilginin toplum yararına dağıtılmasını ve yapay zekayı bu doğrultuda denetleyecek kurumların oluşturulması gerekliliğini ileri sürer. Muazzam bir zenginlik yaratan teknolojik gelişmenin toplumun geneline yayılmadığını, zenginliğin paylaşılmadığını, ekonomik gücünü kaybeden geniş toplumsal kesimlerin liberal demokrasiye güvenlerinin sarsıldığını, popülizmin yükselerek tiranlığın yükselişine ve mevcut sistemin yıkılışına zemin hazırladığını ileri sürerek bu durumun düzelmesi için yapay zekanın mevcut geliştirme biçiminin insan emeğinin yerini alacak ve işçileri sistemin dışına itecek şekilde kurgulandığını, bu durumun kapitalizmin yıkımına yol açabileceğini ileri sürmektedir.
Kapitalizmin tamamen yıkımının önlenmesi için de Yapay zekanın yönünün değiştirilmesini, işçileri işsiz bırakmak yerine onların üretkenliğini, yeteneklerini ve karar alma mekanizmalarına katılımlarını artıracak araçlar olarak yönlendirilmesi gerektiğini savunur. Yani yapay zekâ insanı ikame eden değil, tamamlayan araçlar
olmalı, devletler bu yönde kararlar almalı ve bu kararları uygulayacak, denetleyecek kurumlar oluşturmalıdır.
Fıkrayı kimden dinlediğimi hatırlamıyorum:
Bir kadının çoklu engelli çocuğu vardır. Çocuk kör, sağır, dilsiz olmanın ötesinde beli kambur, kolu çolak, ayağı topaldır. Evlat bu, kadın çocuğuna çare aramak için yol yolak, dağ bayır demeden yollara düşer. Uğramadığı tekke, türbe, başvurmadığı ermiş, derviş hacı hoca kalmaz, bir türlü çare bulamaz. Umudu tükenmek üzereyken ünlü bir doktor tavsiye ederler. Kadın çocuğunu sırtına vurup, doktorun yoluna düşer. Doktor çocuğu
o tarafa çevirir, bu tarafa yatırır, saatlerce özenle inceler, umutsuzdur, çare yoktur. Kadına döner “soyun” der, kadın şaşkınlıkla “hasta ben değilim, çocuk” der. Doktor “Hanımefendi der, bu çocuğun tedavisi yok, yenisini yapalım”.
Daron Acemoğlu’nun niyetine ve çözüm önerilerine teşekkür edelim ama bu ünlü ekonomistimizin de tuvalet ayağında karanfil yetiştirilemeyeceği basit gerçeğini bilmesi gerekir. İki yüz elli yıllık geçmişinde Kapitalizmin “insan ve toplum” diye bir derdinin olmadığını, bizzat kendisinin yaşam pratiği ile anlattığı “sömürü ve zorbalık” öykülerinden anlaşılmamışsa hala kapitalizme “insan ve toplum” misyonu biçmenin altında ne var diye insan düşünmeden edemiyor.
Faşizmin inşasında başat rol oynayan Shindler, milyonların katledildiği Nazizmin inşasındaki rolünü birkaç Yahudi’yi katliamdan kurtarmakla vicdanını rahatlattığını düşünüyorsa bu onun bileceği şey. Ünlü ekonomistimiz kapitalizmin hala “insan ve toplum diye” bir derdinin olabileceğini ileri sürerek vicdanını rahatlatmak istiyorsa bu da onun bileceği şey… Keşke, hiç olmazsa ekonomi bilgisinin verilerini doğru kullanarak ve yine hiç olmazsa istatistik biliminin şaşmaz verilerine gözlerini kapamadan, vicdanını temize çekmenin ötesinde ve kapitalizme akıl hocalığı yapmanın ötesine geçerek, kapitalizmin çoklu organ yetmezliği nedeniyle “entübe edildiğini”, ömrünü doldurduğunu ve yaşam şansının bir daha mümkün olamayacağını görebilse ve “bunun tedavisi mümkün değil, bırakın yenisini yapalım” diyebilseydi…