Karar
Bir tel saçın vardı bendeGeçen yazdan kalmaSana gönderiyorumRo-Ro seferi yapan bir gemiyleOlduğun yere işteEvrenin bir ucuna Bir tel saçın vardı bendeGeçen yazdan kalmaBir yağmadan arda kalmış ganimetYatağında hırpalanmış bir nehir
Bir tel saçın vardı bendeGeçen yazdan kalmaSana gönderiyorumRo-Ro seferi yapan bir gemiyleOlduğun yere işteEvrenin bir ucuna Bir tel saçın vardı bendeGeçen yazdan kalmaBir yağmadan arda kalmış ganimetYatağında hırpalanmış bir nehir
Sularda yansıyan yüzün olmadıAdın yok ki çağrılasın, gel diye Alnındaki ateşin küllerinde terlerdimYamaçlarıma eserdin, nehirden kopan rüzgârdınSöz olurdu, güvercinler uçsa göğsündenYangınlar çıkardı hep, birlikte görülmekten. Göveren meşelerin yeşilinde sen yoksunBir yağmur kuşuydu kalbim, avuçlarında çırpınanDağları deleyim isterdin, turaçlar konardı sularınaŞirin olmadın kiFerhad’ın olsun
Alıştım çocukAlıştım şubat yangınlarınaDüşlerimin akrep istilasına alıştımDayanamam çocukDayanamamMayısta yağmurların ağlamasına.
Bütün sesimi sana bırakıyorum Bütün rüzgârlarımı Çekip gidiyorum işteKüskün atlılar peşindenDönüşüne yasak konmuş yolcuyum. İzlerimin üzerinde gezinirken bulutlarDağ yamaçlarında, yol boylarındaAvcılar izimi sürer bir dalın uçlarındaYaprağında yeşilinKuşatmaya alırlar bir çiçeğin rengini
Ben ayakta ölmeliyimMevsimlerin en ölümsüz yerindeBir dal gibi düşmeliyim toprağaminnetsiz. Bir top ateş olmalı nefesimmeydanlardaTespih taneleri gibi geçmeli şehirlerparmaklarımdanYelken açmalı korsanlarçocukluğumun ilk izlerine
Karda çiçek izleridirGün ucu gülüşleriDüşün sabıka kaydınaSuç işliyor düşleri.
(I)Şirin’i olmadığın aşklar istedinSıkışıp kaldın yer-gök arasıKaşlarını çatma, ey güzel çocukSen hüznü de haketmedin. (II)Bugün senden haber geldiUzaklardan döneceğim demişsinBir yanlışlık olmalıSendeki adresim hükümsüz.
Yurt tutarızEvrenin bir başka gezegenindeAk bir bulut gibi asılıdır mekanımız gökyüzüneBiz Çinçinli çocuklarız. Kuytu dam altlarında kesilir göbeğimizÖlçüsüdür yiğitliğimizin sabıkamızDünyaya atmadan ilk çığlığımızıPolis kayıtlarına işlenir adlarımızBiz Çinçinli çocuklarız.
Islak bir mendil gibi toplanıyor avuçlarımdaYolların ıssızlığıBütün yolculuklarKanayan bir düş oluyor omuzbaşlarımdaBir parça güneş kurutuyorumgözlerinin korundaVe sesini arıyorum ishak kuşununArnavut kaldırımlı sokaklarda.
Felsefesiz düşüyor yapraklara çiyBelirsiz yönlere uçuşuyor kuşlarSağanaklar boşalıyor ard ardaCaddeler bomboşYüzlerini kaçırıyor yağmur kaçakları İlk kaçağını saklayan dağ acemisiEğlenmiyor dudağında gülüşler…Solgun izlerini arıyor alnındaSokakların öfkesiIlık bir esintiydi oysa nefesinKaranfil yanığı aşklar büyüten.