Kahramanlar Geçidi

Şayet benim gibi sokaklarını yalnızca ay ışığının, evlerini ölgün, sarı ışıklı gaz lambalarından başka aydınlatacak ışıklı cisimlerin bilinmediği bir köyde doğup büyümüşseniz beyninize kazınan ilk kahramanlarınız sürüde yarım ay boynuzlu koç, sığırda boynu mavi boncuklu, boynuzu muskalı, ala benekli tosundur. Her ikisi de etrafında çizdiği dairede başını yarı döndürüp ön ayağı ile toprağı eşelemeye başlayınca sürünün ya da sığırın aklı başından gider, bir alay dolusu yaratık onların da kendileri gibi bir baş dört ayaktan ibaret olduklarına bakmaksızın başlarını birbirlerinin kıçına sokarak başlarlar kaçışmaya… İşte, kahramanınız bir kez daha rüştünü ispat etmiştir, bütün meydan onlarındır… Sadece benim değil, bütün yeryüzünün eşsiz… Devamı

Kederli Kentin Şövalyesi

-Suphi Nejat Ağırnaslı’nın anısına- Masallara özgü vakur duruşlu adamdan belleğinde iki anısı kalmıştı. Kıstırılmışlıklarını boyunlarında onur nişanesi gibi taşıdıkları günlerdi. Kızılay’da çembere alındığı polis koridorunu yırtıp nefes nefese ara sokaklara daldı. Kızılay, Doğudan Ayrancı-Çankaya yönüne, Batıdan Sıhhiye-Ulus yönüne tutulmuş, her yer polis. Bir sokaktan, bir caddeden diğerine geçişte kovalamacıyı buradakiler devralıyor, oyun aralıksız devam ediyor. Yakalanması diğer devrimcilerin moralinin bozulması açısından önemli çünkü tazı gibi koşardı ve polisin onu mitinglerde boykotlarda yakaladığı vaki değildi.  Anlaşılan bunların hepsi zincirleme onu yakalamak için seferber edilmişti. Caddelerin, sokakların tutulmuş olması onu yakalamaları anlamına gelmiyordu ve yakalanmayacaktı.  Kaçacağı, şaşırtma vereceği ara sokakları iyi biliyordu…. Devamı

Stalingrad, Balkanlar…Ya da Kobani

(BİR GÜN TARİH DE KONUŞUR) Yeni sömürgeciliğin değişkenleri adlı on yedi bölümlük irdelemenin birkaç bölümünün küresel kapitalizmin 21.yüzyıl ideologlarından Fukiyama ve Huntington’a ayırmamız elbette nedensiz değildi. İŞİD’in Kobani’ye saldırısının görünen sonuçları üzerinden çözüm arayışlarına gitmek, bataklığı görmezden gelerek tek tek sivrisineklerle uğraşmaktır. Kestirmeden söyleyelim: Kobani pratiğinde İŞİD emperyalist/Kapitalizmin bataklığında üretilen, beslenen, donatılan sivrisineklerdir ve Kobani’de Kürtlere musallat edilmişlerdir/ olmuşlardır. Her asalak yaratığın beslenmek için insan kana ihtiyacı vardır ve Kobani’de bir halkı yok edercesine kan dökmelerinin de şaşılacak bir yanı yoktur. Devrimciler açısından şaşılması gereken, sebeplerin ötelenerek günlük sonuçlar üzerinden varsayımlar üretmektir. İŞİD nezdinde görülmesi gereken Emperyalist/Kapitalizmin beslenmek için kana… Devamı

Sınıfsal İçgüdü Üzerine İki Not

(AZ GELİŞMİŞLİĞİN KAPİTALİZMİ Mİ, KAPİTALİZMİN AZGELİŞMİŞLİĞİ Mİ?) Soma kömür madenindeki sonucu önceden kestirilebilen kitlesel katliamın dördüncü günü biterken, yazılı ve görsel medyada haberler, yorumlar, açık oturumlar birbirini izledi. Toplumsal “acıma algısının yaratılmasında” medyanın oldukça başarılı olduğu teslim edilmelidir. Oğlunu, eşini, yakınını kaybedenlerin acıları sömürünün sarmalında bir görselliğe dönüşüyor, en muhalif olanların tepkileri, olayı duyurma biçimleri ve yorumları bile “işverenin gerekli güvenlik önlemlerini almadığının” ötesine geçmiyor. Katliama duyulan tepkinin yarattığı iktidara yönelik öfke iktidar sahipleri tarafından tekme-tokatla karşılık bulurken resmi güçler yine biber gazlarıyla, tomalarıyla acılı insanların içgüdüsel tepkilerine göz açtırmıyor. İktidarın resmi güçleri olay yerini, maden ocağı çevresini kuşatıp kuş uçurmazken,… Devamı

Hançerinde Fesleğen Büyüten Bedevi (Yeniden)

(Yazı 2002 yılında yazıldı. Ekin/Sanat dergisinin muhtelif sayısında yayımlandı. Paris, Londra, Roma, Fransa, İngiltere, İtalya… Ama bir de Türkiye vardı. 2013 yılının Haziranında sıra Türkiye’nin “çapulcularındaydı ve bu bir nöbetti. Selam olsun size ülkemin “çapulcuları”… Bir ülkeyi dirilttiniz, ölüydüm… Beni de dirilttiniz…Yazıyı olduğu gibi yeniden yayımlıyoruz.) Aynı fotoğrafın karesindesiniz, aynı çizginin izdüşümünde. Rüzgar Paris’in banliyölerinden İstanbul’a mı esiyor, İstanbul’un gecekondularını çapraz yalayıp geçen ay, Paris’in işçi mahallelerine mi düşüyor? Fotoğraflar ne çok karışıyor birbirine,  İstanbul neresi, Paris hangisi… Haber bültenlerinde, siz Paris’te yaşayan yetmiş iki millete uygun bulunan sıfatlar, bizim buralarda yaşayan yetmiş iki millete layık görülen sıfatlarla nasıl da… Devamı

Kürt Hareketi “Destan ve Ağıt”

“Kürt hareketine yakılan lirik destanın trajik bir ağıta dönüşmemesini umuyoruz” “Bizim oğlanlardan devşirme oğlanlara ve Türkiye’de karşı devrim süreci,1980-2008” başlıklı yazılarımızda, tartışmaya çalışacağımız bu yazının ipuçları verilmiş, ancak konunun dağılmaması için, tartışma konusunun ayrı bir yazı dizisi olarak irdelenmesi gerektiği düşünülmüştü. Tartışılan konunun, evrensel ölçekte yaşanan olayların “sınıf mücadeleleri” ilişki ve çelişkileri kapsamında cereyan ettiği ve “akademik araştırma derinliğinde” olduğunun bilincindeyiz. Ancak, gerek zaman açısından gerekse olanaklar açısından yazımız bir akademik araştırma boyutunda olmayıp, yatın tarihsel sürecin “gösterilmeyen, üstü küllendirilmeye çalışılan” sınıfsal karakterine işaret edilmekle yetinilecektir. İşaret edilmeye çalışılan evrensel boyutta cereyan eden sınıf ilişki ve çelişkilerinin ülkemizdeki özgün görünümü “Kürt… Devamı

Demokrasi ve Diktatörlük

Tarih sahnesine çıkışından beri burjuvazi ne zaman “yönetemez” duruma düşmüşse, “yönetememe”  gerekçesini, demokrasinin kurumsallaşmadığına bağlamış, yönetilebilir bir toplum yaratmanın yöntemini de demokrasinin toplumsal sınıf ve katmanlarda yerleşmesi olarak görmüştür. Egemen sınıf olarak burjuvazi bu tezini toplumun sözü geçen ve etki alanı yaratan, kanaat önderlerine, yazar-çizer kesimlerine de ezberlettirmiştir. Bu gün her kesimden, sağ-sol, liberal, irticacı, faşist bütün kesimlerin koro halinde bıktırırcasına tekrarladıkları nakarat  “toplumsal açmazdan kurtulmanın” reçetesi olarak demokrasinin işlerlik kazandırılmasıdır. Bunlara göre, -söyleyenlere göre, ama söyletenler asla böyle olmadığının çok açık bilincindeler- demokrasi öylesine bir kuş ki, bu kuşun havalanması için “istemek” yeterlidir, hele bir istenince dünyanın en gelişmiş demokrasisini… Devamı

Emperyalist Kapitalizmin Yeni İmajı:AB

Mizahçılara inat bir bilim adamı “savaş ve terör”ün tanımını yaparken “büyük devletlerin terörüne savaş, küçük devletlerin savaşına terör denir” diyor. Emperyalizmin ABD eliyle ve öncülüğünde yürüttüğü savaşlar 20.yüz yıl ortalarında ABD nin saldırgan yüzünü ve kullanılan yöntemleri bütün çıplaklığı ile ortaya çıkardı. Dünya halklarının gözünde ABD artık bir katil ,bir sömürgecidir.Otuz yılı aşkın süredir Vietnam’da,Kamboçya da, Laos gibi Asya ülkelerinde doğrudan, Latin Amerika ülkelerinde faşist işbirlikçileri eliyle uyguladığı vahşet ABD nin emperyalist politikalarını uygulamada “ havuç ve sopa” ikileminde “sopa”yı, yani doğrudan ve açık biçimde “zor”u araç olarak kullanmasındandır. Biraz aşağıda değineceğimiz gibi “havuç politikasını tamamen terk ettiğini düşünmek saflık… Devamı

Tamil-Elam Kurtuluş Kaplanları Deneyimi ve Bir Kez Daha Yurtseverlik Üzerine

Geçtiğimiz on beş günün dış basın haberleri, Sri-Lanka ordusunun, Tamil-Elam Kurtuluş Kaplanları hareketini askeri olarak çökerttiği, gerillaların topluca öldürüldüğü haberlerine geniş yer verdiler. Etkinlik kurdukları bölgede adeta “ayrı devlet” konumu gücündeki ve otuz yıllık deneyime sahip bir gerilla hareketinin, Sri-Lanka ordusunun askeri gücü karşısında aldığı ağır yenilginin nedenleri hakkında bir kez daha düşünülmesini zorunlu kılmaktadır. Kitle dergisinin daha önceki sayılarında ısrarla vurguladığımız bir olgunun, “sosyalizm ve yurt severlik” konusunun yeniden gündeme taşınmasının nedeni, Tamil Kurtuluş Kaplanları hareketinin özelinde yeniden düşünülmesi gerektiğidir. Sri Lanka, iki ayrı etnik kökene dayalı, Tamilllerin ve Sinhallerin yaşadığı bir ülkedir. Ülke yönetiminde Sinhaller egemendir. Kaplanların çıkış… Devamı

Küresel Kapitalizmin Demokratları

10 Aralık 2005 tarihli Cumhuriyet gazetesinin iç sayfasında “CIA skandalı Berlin’i sarstı” başlıklı haberi elbette bizim dışımızda pek çok insan okumuştur. Haber şöyle devam ediyor: “Irak’a saldırıya karşı çıkan Schröder yönetiminin bir çok konuda ABD ye destek verdiğinin ortaya çıkması şaşırtıyor.Alman hükümetinin bazı üyelerinin üzerindeki “CIA bulutları” giderek kararıyor. CIA’nin ,Irakın işgali ve terörle mücadele kapsamındaki yasadışı bir çok faaliyetinde , Almanya’nın en üst düzeyde temsilci bulundurmuş olabileceği savlarının artması, dehe da tedirgin edici boyutlar kazandı.CIA’nin sorgularına Alman ajanlarının katıldığı…” şeklinde haber sürüp gidiyor… Sözü edilen kişi , CIA’nin keçırarak beş ay sorguladığı kişi Lübnan kökenli Alman vatandaşı Halit el… Devamı