Yorgo’ya Mektup

Merhaba Yorgo. Mektubum eline geçtiğinde şaşıracaksın biraz, malum birbirini tanıyan kişiler mektuplaşırlar aralarında. Oysa biz birbirimizi yüz yüze tanımıyoruz, hiçbir mekânda, meydanda, caddede, şehirde karşılaşıp ne bir çay içimi sohbet ettik, ne şakalaştık, ne ortak sevinçlerimizi paylaştık, ne ortak kederlerimize üzüldük. Metrik ölçülere göre birbirimizden fersah fersah fersah uzağız belki de. Ben, “Dörtnala gelip uzak Asya’dan, Akdeniz’e bir kısrak başı gibi uzanan” Anadolu’nun ismi cismi bilinmeyen bir köyünde doğup büyüdüm. Gerçi benim de ismim cismim doğup büyüdüğüm köyün ahalisinden başkalarınca pek bilinmez. Siyasetten anlamam, politika bilmem, Borsa, banker, finans hak getire… Adımı kim, nereden nasıl bilebilir ki… Nasıl söylesem Yorgo,… Devamı

Demokrasi ve Din

Demokrasi ve Din Bölüm-1 İslamcı bir cemaat grubunun siyasal İslamcı iktidara karşı giriştiği 15 Temmuz 2016 darbe girişimi esnasında, TRT de okunan bildirisinde “Demokrasiden”, inşasından dem vurmakta, yolsuzluk, hırsızlık yapanlardan hesap sorulacağından ve diktatörlüğe son verileceğine ilişkin bir dizi vaatler sıralamakta, darbe girişimi komitesinin adını da “ “yurtta sulh konseyi” olarak ilan etmekte iken; Darbenin başarısızlığa uğramasıyla birlikte siyasal İslamcı iktidar da darbenin bastırılmasını demokrasinin zaferi olarak ilan etmekte, demokrasinin korunması için iktidarın yetkilileri halkı sokaklara çıkmaya “direnişe” çağırmaktadır. Darbeci İslamcılar demokrasi getirmeyi vaat ederken, siyasal İslamcı iktidar “Demokrasiyi koruduğunu ilan etmektedir. Darbeci cemaate göre “demokrasi yoktur, bunlar darbeyle diktatörlüğü… Devamı

İpsizler Müfrezesi

İki kişiydiler ve inanmışlardı çağın teknolojisinin en modern ateş kusucusunun ellerindeki eski, çakaralmazlarla alt edileceğine… Onlar, çağın teknolojisinin en modern ateş kusucularına mermilerini sürerken, eski çakaralmazların namlularına sürülen yaşam ve namustu. Teknolojinin son harikası silahlar sahipleri gibi yaşamı yok etmeye programlanmış asık suratlı, omuzlarındaki apoletlerinden kuş sürüleri ürken generallerdi… Generaller… Konçlu çizmeleri ve deri kırbaçlarıyla gökyüzünü ateşe vermenin hazzıyla sevişirler, çocuk ölümleriyle orgazm olurlardı… Kadınlar saatlik ve satılıktı ve kendilerini de bir ana doğurmamıştı… Her yerdeydiler ve geçtikleri ovalar yangın, denizler çöldü, yerde bir tutam çimen bitmez, derelerden bir avuç su akmaz, gökyüzünde sabahın alaca serinliğinde bir kırlangıç kanat çırpmazdı…. Devamı

Darbenin Anatomisi

Darbenin Anatomisi Bölüm-1 -DEVLET VE DEMOKRASİ- Pehlivan tefrikasına dönüştürülen 15 Temmuz/2016 başarısız darbe girişiminin nedenleri tartışılırken, sınıfsal karmaşıklığın çok yönlü toplumsal ilişkileri gözetilmeden konu üzerinde ahkâm kesmek, görünürle yetinmek günceli tarihsel olana tercih etmekle eş anlamlıdır. Konu üzerinde birçok varsayımlar üretilip sorunun üstünün örtülmesi, nedenlerinin örtbas edilmesi sorunu ortadan kaldırmaz, tersine kangrene çevirir, yazılı ve görsel medyada yapılan da budur, sorunu magazinleştirmektir. Askeri darbeler tarihin bir mirası değildir ve kapitalizmin emperyalist aşamaya ulaşmasıyla birlikte Emperyalizm olgusunun geri bıraktırılmış ülkelerde devleti ekonomik ve siyasi, toplumsal/sınıfsal ilişkilerde kuşatmasıyla birlikte ortaya çıkan bir olgudur. Devlet elbette kapitalizmin sağlıklı geliştiği, siyasal ve ekonomik bağımsızlığı… Devamı

Sıcak Yaz

Rahmetli anam, hiçbir baltaya sap olamayışımdan yakınır, bu gidişle de hiçbir halta yaramayacağıma dair kesin kanaatini  “nem ki nem” diye kestirir atardı. Hani haksız da sayılmazdı. Daha çocukken ilkokulda çalışkanlığı köyün diline düşmüştü de, öğretmenleri ısrarla beni okutmaları için ekmek bulsa soğan bulamayan, soğan bulsa ekmek bulamayan anama babama nasıl ısrarcı olmuşlardı. Valla bu oğlan cin gibi bir çocuktu, zekiydi, hesabı da kuvvetli. Onlar da o yaşta umut bağladıkları çocuklarını ortaokula göndermişler, çocukları ortaokulda da rüştünü ispat etmiş, hep sınıf birincisi olmuştu. Köylülerimizin, benim ne olacağıma ilişkin meraklı sorularını babam köy odasında köyün erkeklerine, anam yolda belde karşılaştığı köyün kadınlarına… Devamı

Gülümseyin Çocuklar

Hiç yakışıyor mu bahar sana, kendine nasıl yakıştırabildin taşı taş üstünde, başı baş üstünde bırakmamaya yeminli bu yaban, bu cinnet topluluğunun görünür görünmez, bilinir bilinmez yaratıklarının ensemizde hissettiğimiz soluklarının karabasana dönüştüğü melanetli günlerin şafağında allı morlu, kırmızılı beyazlı çiçeklerini sere serpe salıvermek sokaklara… Ne vurdumduymaz, ne kadar gamsızın birisin… İnadıma mı yapıyorsun, amacın beni delirtmek mi? O ne öyle sabah uyku mahmurluğunda, yarı uyur yarı uyanık halimde kumru seslerini getirip kulağımın dibinde melodiler söyletmek, binbir çiçeğin kokusunu harmanlayıp serin bahar yelleriyle burnumun ucuna sürükleyip getirmek… Sonracığıma şıp şıp esrikliğinde o köpüklü dalgaların kumsalla öpüşmesi, zeytin dallarının sanki Darülaceze gibi sahipsiz… Devamı

Alevilerin Devrimcileşmesi mi, Devrimcilerin Alevileşmesi mi?

Alevilerin Devrimcileşmesi mi, Devrimcilerin Alevileşmesi mi? Bölüm-1 Yaşanan pratiğin görüntüsü, zaman içinde pratiğin içeriğine, oluşumuna ve olgulara ilişkin sonuçların da sorgulanmasını zorunlu kılar, pratiğin maddi ve toplumsal analizine dair biriken sorulara karşı cevaplar bekler. Bu bir yol ayrımıdır ve sınıf mücadelesinde farklılıkları ve farkındalıkları ortaya çıkaran turnusol kâğıdı görevi görür. Bizi bu sorgulamaya iten sebep, elli altmış yıldır egemen sınıfların siyası/politik temsilcisi siyasi iktidarları denek olarak kullanan, vücudunda mayalanan, koltuk altında beslenen çağ dışı hastalığın, yerel bölgesel alanlarda egemenlik kurarak serpilip gelişmesi, giderek ülke genelinde alenileşmesi ve gelinen noktada toplumsal egemenliği ele geçirmesi karşısında, solun, sosyalist ve komünist hareketlerin bu… Devamı

Haziran Sendromu

Kasvetli, uzun kış gecelerinin birbirine benzeyen, birbirini tekrar eden usanç verici gecelerinin solgun renkli, uyuşuk, iğreti mekânlarında gördüğünüz bir düş’ün görülmeye değer, şöyle ayaklarınızı yerden kesip sizi kanatsız uçuracak bir düş olmadığının farkında bile olmazsınız, bu düşün öylesine yabacısısınız, öylesine uzaksınız ki insan olmaya böyle bir düşü özlemeye, her bir ilkelliği tıka basa doldurduğunuz “fıtratınızda” yeriniz de kalmamıştır. Dilim sürçüp “bilirsiniz bilmesine de” diyecektim ama aslında bilemezsiniz, bilmek size göre de değildir alsında. O yüzden rahatsınızdır kendi içinizde, bok böceğinin bokun içinde rahat olduğu kadar rahatsınızdır. “Olmam gerektiği burası işte, nihayet” dedirtecek bir düşün nerede filizlendiğine aklınız da pek ermediğinden… Devamı

Mahşerin Atlıları

Bugün Pazar… Hafta içinin hummalı koşuşturmalarından, Cumartesinin “yarın yazarım uyuşukluğundan” fırsat bulup yazamadığım ve dergi yönetiminin gittikçe artan nazikçe uyarılarını, muhtemelen aldırmazlığıma “la havle” çekerek “yetti artık ulan, yazacaksan yaz artık” sabır sınırlarını daha fazla zorlamadan yazı makinesinin başına oturdum. Pazar yazısı yazacağım… Etliye sütlüye karışmadan, elin üç oğlağına beş keçisine kafayı takmadan, fincancı katırlarını ürkütmeden… Ve de zülfü yare dokunmadan…Hani Nazımın “ toprak, güneş ve ben… Bahtiyarım” türünden… Siyaset, politika, ekonomi, savaş, göç, kadın cinayetleri “ şeylerini” eline alıp nereyi bulurlarsa oraya “sokmaya” teşne âlimlerin, henüz cinsiyetlerinin farkında bile olmayan oyun çağındaki kız çocuklarının gülüşlerinde günah arayan, oğlan çocuklarıyla… Devamı

Gri ve Yeşil

Dehşet mi, olağan bir hal mi? Bunca yıldır kapitalizmin toplumsal ve insan boyutu, kültürü, sanatı, felsefesi, ideolojisi konusunda yazarım, çizerim. Çoğunu kuşkuyla karşılasam da bok çukurunda karanfil yetişmeyeceğini adımın ötesinde bilsem de kapitalizmin merkezlerinden, kurumlarından yapılan bir açıklama, kalemşorlarının dudaklarından dökülen sahte gülümsemeler zaman zaman içime bir su serper, bu aşağılık, insan soyunun en büyük düşmanından insana ve hayata dair şöyle tırnak ucu kadar bir şeyler ararım, boğulmuşluk havasından bir an kurtulur, yaratılan serinliğin suni ve sinsiliğini anlamam uzun sürmez, başa dönerim yine… Lanet olsun şu cehaletime, bilgisizliğime… Şeytan, koynunda uyanmak istemediğim düşler vaat edip beni şehvetle sarmalarken, esrikliğin en… Devamı