Demokrasi ve Diktatörlük

Tarih sahnesine çıkışından beri burjuvazi ne zaman “yönetemez” duruma düşmüşse, “yönetememe”  gerekçesini, demokrasinin kurumsallaşmadığına bağlamış, yönetilebilir bir toplum yaratmanın yöntemini de demokrasinin toplumsal sınıf ve katmanlarda yerleşmesi olarak görmüştür. Egemen sınıf olarak burjuvazi bu tezini toplumun sözü geçen ve etki alanı yaratan, kanaat önderlerine, yazar-çizer kesimlerine de ezberlettirmiştir. Bu gün her kesimden, sağ-sol, liberal, irticacı, faşist bütün kesimlerin koro halinde bıktırırcasına tekrarladıkları nakarat  “toplumsal açmazdan kurtulmanın” reçetesi olarak demokrasinin işlerlik kazandırılmasıdır. Bunlara göre, -söyleyenlere göre, ama söyletenler asla böyle olmadığının çok açık bilincindeler- demokrasi öylesine bir kuş ki, bu kuşun havalanması için “istemek” yeterlidir, hele bir istenince dünyanın en gelişmiş demokrasisini… Devamı

Emperyalist Kapitalizmin Yeni İmajı:AB

Mizahçılara inat bir bilim adamı “savaş ve terör”ün tanımını yaparken “büyük devletlerin terörüne savaş, küçük devletlerin savaşına terör denir” diyor. Emperyalizmin ABD eliyle ve öncülüğünde yürüttüğü savaşlar 20.yüz yıl ortalarında ABD nin saldırgan yüzünü ve kullanılan yöntemleri bütün çıplaklığı ile ortaya çıkardı. Dünya halklarının gözünde ABD artık bir katil ,bir sömürgecidir.Otuz yılı aşkın süredir Vietnam’da,Kamboçya da, Laos gibi Asya ülkelerinde doğrudan, Latin Amerika ülkelerinde faşist işbirlikçileri eliyle uyguladığı vahşet ABD nin emperyalist politikalarını uygulamada “ havuç ve sopa” ikileminde “sopa”yı, yani doğrudan ve açık biçimde “zor”u araç olarak kullanmasındandır. Biraz aşağıda değineceğimiz gibi “havuç politikasını tamamen terk ettiğini düşünmek saflık… Devamı

Tamil-Elam Kurtuluş Kaplanları Deneyimi ve Bir Kez Daha Yurtseverlik Üzerine

Geçtiğimiz on beş günün dış basın haberleri, Sri-Lanka ordusunun, Tamil-Elam Kurtuluş Kaplanları hareketini askeri olarak çökerttiği, gerillaların topluca öldürüldüğü haberlerine geniş yer verdiler. Etkinlik kurdukları bölgede adeta “ayrı devlet” konumu gücündeki ve otuz yıllık deneyime sahip bir gerilla hareketinin, Sri-Lanka ordusunun askeri gücü karşısında aldığı ağır yenilginin nedenleri hakkında bir kez daha düşünülmesini zorunlu kılmaktadır. Kitle dergisinin daha önceki sayılarında ısrarla vurguladığımız bir olgunun, “sosyalizm ve yurt severlik” konusunun yeniden gündeme taşınmasının nedeni, Tamil Kurtuluş Kaplanları hareketinin özelinde yeniden düşünülmesi gerektiğidir. Sri Lanka, iki ayrı etnik kökene dayalı, Tamilllerin ve Sinhallerin yaşadığı bir ülkedir. Ülke yönetiminde Sinhaller egemendir. Kaplanların çıkış… Devamı

Küresel Kapitalizmin Demokratları

10 Aralık 2005 tarihli Cumhuriyet gazetesinin iç sayfasında “CIA skandalı Berlin’i sarstı” başlıklı haberi elbette bizim dışımızda pek çok insan okumuştur. Haber şöyle devam ediyor: “Irak’a saldırıya karşı çıkan Schröder yönetiminin bir çok konuda ABD ye destek verdiğinin ortaya çıkması şaşırtıyor.Alman hükümetinin bazı üyelerinin üzerindeki “CIA bulutları” giderek kararıyor. CIA’nin ,Irakın işgali ve terörle mücadele kapsamındaki yasadışı bir çok faaliyetinde , Almanya’nın en üst düzeyde temsilci bulundurmuş olabileceği savlarının artması, dehe da tedirgin edici boyutlar kazandı.CIA’nin sorgularına Alman ajanlarının katıldığı…” şeklinde haber sürüp gidiyor… Sözü edilen kişi , CIA’nin keçırarak beş ay sorguladığı kişi Lübnan kökenli Alman vatandaşı Halit el… Devamı

Bizim Oğlanlardan Devşirme Oğlanlara

TÜRKİYEDE KARŞI DEVRİM SÜRECİ 1980-2008 Yazının amacı, “bir şeylerin yeniden keşfi” olmayıp, somut olgulardan hareketle karşı devrimin gelişme çizgisini izlemek ve antiemperyalist-antikapitalist sınıf hareketi açısından olanlar, olması gerekenler ve olabilirlikler üzerinde tartışmaktır. Yazının başlığından da anlaşılacağı gibi, karşı devrim sürecinin 1980’lerden itibaren irdelenmesi, bu tarihin bir başlangıç değil, karşı devrim açısından bir dönüm ve yapılanma sürecinin başlangıcı olduğu nedeniyledir. Karşı devrimin yapılanmasının “niçin 1980” tarihi alındığına ilişkin irdelemenin bu tarihe kadar olan gelişiminin açılımı için Türkiye Cumhuriyetinin kuruluş sürecinin kısa bir özetinin zorunlu olduğunu düşündük. Bu nedenle giriş bölümü Kuruluş süreci ile 1960 dönemini kapsayacaktır. 1950’lerde başlayan emperyalist-kapitalizme adapte olma… Devamı

Kapitalizm Nereye? “Gerçek ve Fantazi”

İki bin on bir yılının Şubat-Mart aylarında küresel krizin Avrupa’da yarattığı panik karşısında ABD zoraki “soğukkanlı” görünmeyi yeğlemesine karşın, ABD’nin de bu zoraki soğukkanlılığı ancak birkaç sürdü. Haziran ayında kredi kuruluşları ABD ekonomisinin girdiği darboğazı peş peşe açıklamaya başladılar. AB deki panik karşısında “bize bir şey olmaz” diyen AKP hükümeti ABD’nin de bir açmaz içinde olduğunu itiraf etmeye başlamasıyla “kriz geliyor” demeye başladı.Kapitalizmin yeniden örgütlenmesinin ve şişmesinin de, onun ölümünün de nedeni olacak olan “kapitalizmin Krizi”nin, sınıf mücadelesinin örgütlenme ve atağa geçmesinin, işçi sınıfının iktidarı ele geçirmesinin işaret fişeği olması açısından izlerinin sürülmesi, bir başka ifadeyle mücadelenin strateji ve taktiğinin… Devamı

Hectordan Bu Güne: Anadoluda Direnişin Sanatı

Anadolu’nun işgaline ve halkının kıyımına giden yol Afrodit’in “aşk” oyunuyla başlamıştı. Söylenceye göre, Zeus tarafından Olympos’taki düğüne çağrılmayan haset tanrıçası Eris, güç tanrıçası Hera, zeka tanrıçası Athena, aşk ve güzellik tanrıçası Afrodit’in oturduğu masaya, üzerinde “en güzeline” yazılı altın almayı bırakır. Elmayı kimin alacağı konusunda anlaşamayan tanrıçalar, hakem olarak Zeus’u gösterirlerse de Zeus, karısı ve iki kız kardeşi arasında kalmak istemediğinden, hakem olarak İda dağında çobanlık yapan Troya prensi Paris’i hakem olarak görevlendirir. Her üç tanrıça da kendisinin seçilmesi için Paris’in saflığından yararlanmak için rüşvetler teklif ederler. Hera, Paris’i Asya’nın kralı yapacaktır, Athena dünyanın en akıllı ve zeki kişisi yapacaktır…. Devamı

Sanatsal Yaratış Sürecinde Sınıfsal Tavır

Bir sanat ürününü ve bu ürünün yaratıcısı sanatçıyı anlamak, sanat ürününün yaratılış sürecini ve sanatçının bu süreçteki tavrını anlamaktır. Sanatçının toplumsal konumu ve bu  konumunu algılayışının sanatına yansıyış biçimini anlamak demektir. Bütünlüklü ve doğru değerlendirmenin ilk koşulu budur. Her sanat eseri, yaratıcısının düşünsel eyleminin maddeleşerek dış dünyaya yansıyış biçimidir. Bu eylem Puşkin, Lermantov, Nerval, Nazım Hikmet’te şiir; Balzac, Tolstoy, Floubert, Şolohov’da roman; Beethoven, Mozart, Çaykovski’de müzik; Goya ve Picasso’da resim olarak ifade biçimlerine dönüşür. Şimdi bir bütün olarak –ve kitabi tanımlar umursanmaksızın- sanat nedir? Sorusuna yanıt olarak kısaca “insan ruhunun mimarıdır” denilirse, bu tanımlamanın işaret ettiği sanatın yaratıcı öznesi olarak… Devamı

Kasım Rüzgârları

Yüzünden hiç eksik etmediği tebessümünden tanıdım onu, tamı tamına otuz iki yıl sonra. Ak düşmüş, yer yer ağarmış saçlarının dışında hiç değişmemiş, koca bir otuz iki yılı devirmişti. Dalgındı, akşam saatlerinin o kalabalığında hiç kimsenin ve hiçbir şeyin farkında olmadan kaldırımın en solundan sanki yürümüyor da gezintiye çıkmış gibi kalabalıkların arasından geçip gidiyordu. Soğuk bir kasım ikindisiydi. Rüzgârın sert darbelerinden paltosunun yakasını yukarı kaldırarak korunmaya çalışıyordu. Otuz iki yıl önceki gibi yine kısacıktı saçları. Dil-Tarihin önünde göz göze geldik, bir anlık tereddütten sonra hiç konuşmadan bunca yılın özlemiyle kucaklaştık, sarıldık birbirimize. Birkaç dakika öylece kalakaldık. Gözleri buğulandı, “öldürüldüğünü duymuştum” dedi. “Görecek… Devamı

Kitle Kültürü ve Yabancılaşma Üzerine Bir Deneme

“Gergedan” adlı oyununda Eugene İonescu, sakinlerinin kaygısız ve herkesin işinde gücünde bir yaşam sürdüğü köye bir gergedanın gelişiyle köy halkının “başkalaşımını” anlatır. Burarda elbette gergedan bir simgedir, çirkinliğin, yok ediciliğin, ezip geçmenin simgesi. Gergedan köye girişinde bir kediyi ezer ve bu olaya karşı kahvede oturan köylünün tepkisini anlamaya çalışır. Köylünün “ayağa kalkan” bir tepkisi olmaz. Gergedan “ilk adımı” kazanmıştır. Kahvenin önünden geçerken yadırganır ve halk “homurdanır”, ancak, gergedanı köyden kovmak gibi bir eylem de söz konusu değildir. Hemen bir kabulleniş yoktur elbette, ancak bu çirkin yaratığın köyde elini kollunu sallaya sallaya dolaşmasına da bir tepki gösterilmez. Gergedan kahveye girer ve… Devamı