Tükeniş yeni bir başlangıç mıdır?

Bahar, çelişkili duygular yumağı gibi avuçları içine alıyor insanı. Açmazdayım.  Kendimi, çıkışı olmayan örümcek ağının içinde hissediyorum. Örümceğin zehrine karşı korumaya alıyorum vücudumu, ellerimle yüzümü kapatıyorum. Bütün vücudum yüzümden ibaret, sanki diğer parçalar bana ait değil, ya da sanki yüzümü koruyabilirsem bedenimin diğer uzuvlarını da korumuş olurum diye düşünüyorum. Daracık alanda çırpınıp duruyorum. Belli belirsiz cisimlerin flu görüntülerinden cesaret almaya çalışıyorum ne ve kim olduklarını bilmeksizin. Siluetler yavaş yavaş belirginleşmeye başlıyor, bana yansıyan görüntüleri korkunç. Rahatlık ve kaygısızlıktan öte, bu halden  “memnun oluşlarından” şaşkınlığım gittikçe artıyor. Ürpererek yarım yüzlerine dokunuyorum. Her dokunuşta yüzlerinin bir kısmı yok oluyor… Önce küçük bir parçası… Devamı

Latin Amerika: “Kış Ortasında Bahar”

(Latin Amerika’yı anlatan sözün başı olmadı, görülen o ki sonu da olmayacak, ye da şimdilik. Western filmlerinin “kötü adamları ” kötü adamlıklarına devam ediyorlar!… “Kadır-i mutlak beyazları” ve yerli ortaklarını tedirgin eden ” kötü adamlar”, kendi ülkelerinin efendileri olmayı kafalarına koymuşlar bir kez!… “Beyazlar ve yerli şerifler” uykusuz geceler geçiriyorlar, tedirginler… Fazla söze gerek yok: Simon Bolivar’ın asi torunları, yankeelerin yüzyıllardır kan ve ateşe boğdukları ülkelerinde asiliklerine devam ediyorlar, kış ortasında baharı davet ediyorlar ülkelerine!…) Amerika, 15. yüzyılda keşfedildi diyorlardı, büyük kaşif(!) Ameriko Vesbuçi tarafından. Daha sonraları, aynı güçlerin yandaşları tarafından da kabul gören gerçek, Amerika’nın uygarlığın beşiği olduğu gerçeğiydi…. Devamı

Meşeler Gövermiş, Varsın Göversin

Hiç kimseye hiçbir şey söylemeden çekip gittiğim meçhulde, sütbeyaz gecenin içinden Troya harabelerini izliyorum. Şubatın arka penceresi çirkin bir yüzün gölgesi gibi düşüyor ovaya, ön penceresi pervazlarını çatırdatarak açılıyor Martın vuruşlarına. İlkyazın her saldırısı, kışın burçlarında gedikler açıyor… Sadağından çıkardığı okunu gergin yayına takan bir savaşçı kışın kalbini hedef alırken, ok, sarışın, mavi gözlü bir kız çocuğuna dönüşüveriyor. Kökleri taze toprak kokan elindeki bir demet çiğdemi savaşçıya uzatıyor çocuk… ” Düşman sinsi ve kurnazdır, okunu fırlat” diyor bir bilge. Dehşete düşüyorum, bilgeyi kınıyorum, ” kız ölümün aracı olmamalı, kimseyi öldürmemeli”… Kız, dünyanın en güzel gülücüğü ile gülümsüyor, alnının ortasına kondurduğu… Devamı

Haz Sıcağı

Güz geldi ya, ansızın bastırıveriyor akşam. Gökyüzünde bir telaş, bir telaş. Birbirinin üstüne ağarken bulutlar, dörtnala kalkan uzun atların şeklini alıyorlar. Gri ve kurşun rengi atlar ufkun tan kızıltısında kayboluyor. Yeniden ortaya çıktıklarında bacakları kafalarının üzerinde, gökyüzünün yıldızlı cisimleri gibi ıpıl ıpıl ışıldayan yeleleri, Orta doğudan Kafkaslara uzanıp, Ümit Burnunu teğet geçerek Cebelitarık üzerinden Haliç sularına bırakıp ışıklarını ufkun sonsuzluğuna koşarken kocaman yarım çemberler çizerek, toynaklarından nefes alıp vermeye başlıyorlar. Kübist bir ressamın hayal gücüyle dağılıp, yeniden toplanıyorlar, yitip yeniden ortaya çıkıyorlar. Hız, hız, hız… Çelik bir yay gibi gergin bacaklarıyla kıtalardan okyanuslara, dağlardan ovalara inip çıkıyorlar. Damlalarını toprağa bırakmaya başlayan… Devamı

Hançerinde Fesleğen Büyüten Bedevi

Aynı fotoğrafın karesindesiniz, aynı çizginin izdüşümünde. Rüzgâr Paris’in banliyölerinden İstanbul’a mı esiyor, İstanbul’un gecekondularını çapraz yalayıp geçen ay, Paris’in işçi mahallelerine mi düşüyor? Fotoğraflar ne çok karışıyor birbirine, İstanbul neresi, Paris hangisi… Haber bültenlerinde, siz Paris’te yaşayan yetmiş iki millete uygun bulunan sıfatlar, bizim buralarda yaşayan yetmiş iki millete layık görülen sıfatlarla nasıl da birebir çakışıyor. Size uygun görülen bütün sıfatlar bizi tanımlıyor, bize layık görülenler çokça sizsiniz. İyi yetişmiş, iyi eğitilmiş –yani dalkavuklukta- avcılar hedefi tam on ikiden vuruyorlar.. Kalemleri sivri, kılıçları keskin… Paris’te, küllenmiş ateşinizin üstündeki külü silkelemeye başlamanızla birlikte, takım taklavat hücum borularını çalmaya başladı… Çapulcular!… Evet, çapulcuydunuz,… Devamı

İnsanın ve İsyanın Yüzü

N.G. ÇERNİŞEVSKİ “Ben onları pek o kadar yükseğe çıkarmış değilim, belki de siz çok alçaklarda bulunuyorsunuz” Dünya edebiyat ve sanat tarihinde klasikleşmiş Rus edebiyatının devleri Gogol, Dostoyevski, Turgenyev gibi yazarlar, arkasına aristokrasinin desteğini alarak yazmak bir yana, Petropavlovsk zindanlarında “Nasıl Yapmalı?” Romanının baskısının –çarlığın bütün sansürüne rağmen-gün ışığına ve okura ulaşmasıyla, romanın gördüğü ilgi üzerine öfkeye kapılacaklar ve şaşkınlığa uğrayacaklardır. Bir çeşit yukardan bakan ve şimdiye değin yazın dünyasında kökleşmiş sanat anlayışını alaşağı eden Çernişevskiye veryansın edenlere Çernişevski yukarıda alıntıladığımız mizahi cevabı verecektir. Romanın yazıldığı 1860 lı yıllar,  Rusyada “sosyal hareketliliğin” doruğa çıktığı,  o ana kadar, yalnızca “ uşak”, “… Devamı

Küresel Kapitalizm Koşullarında Faşizm Üzerine Bir Deneme

Küresel Kapitalizm Koşullarında Faşizm Üzerine Bir Deneme Bölüm-1 AKP’nin iktidar olma arifesinde kendilerine “liberal” yaftası takan güruhun gelinen noktada “biz bilmiyorduk” yollu günah çıkarmaları, bu kesimin salt kişiliklerinin “ defolu olması” ile açıklanamaz. Sorunun kendisi ve düşülen yanılgılar kapitalist sistemde sistemin ve işçi sınıfının ideolojik ve örgütsel olarak mevzilenmesiyle ilgilidir. Kapitalist sistemin işleyişiyle ilişkileri içinde AKP’nin yeri açığa çıkarılmalıdır. Bu tespitin doğru analizi ile AKP’nin adım adım nereye gittiğinin de tespiti de doğru yapılacak, karanlığın üstüne ışık tutulacaktır. Ancak bundan sonradır ki son hamlesi “güvenlik paketi” ile amacına bir adım daha yaklaşan AKP’nin “ileri demokrasisinin” klasik faşizm tanımını aşan özgün… Devamı

Emperyalist Kapitalizmin Demokrasisi Ya da Riyakarlığın Böylesi…

Latin Amerika ülkesi Hondurastaki askeri darbe ile Asyadaki Çini’in Sincian bölgesindeki olaylar aynı zaman diliminde gerçekleşti. Hondurasta seçimle devlet başkanlığına gelen Liberal parti adayı Manuel Zelaya 28 Haziran 2009 günü Honduras ordusunun düzenlediği bir darbeyle devrildi. Önce, darbenin ardında yatan gerçeği özetlemeye çalışalım. Zelaya, seçimlere Liberal Partiden aday olmuş, yeterli oyları alarak devlet Başkanlığı seçimin kazanmıştır. Liberal Parti programı,  Uluslar arası emperyalizmin çıkarlarına dokunmayan, Çok uluslu şirketlerin varlığına itiraz etmeyen, işbirlikçileri koruyup kollayan, Honduras halkına “laf”tan başka bir şey vaat etmeyen bir programdır. Yine Liberal Parti ve darbenin hedefi olan Zelaya  Latin Amerika’daki Anti emperyalist  rüzgarlara yelken açmayan, onlarla işbirliğine… Devamı

Emperyalist Kapitalizmin Açmazları ve Savaş

Her sistem gibi kapitalizm de kendini yeniden örgütleyerek varlığının devamını sağlamaya çalışır. Bunu yaparken, bir dönem sistemin işleyişinde başat rol oynamış, yönetme ve yönlendirme işlevini yerine getirmiş yöntemler, sistemin ulaşmış olduğu düzey açısından bir dönem sonra yeni işleyişe cevap vermekte yetersiz kalabilir, yeni örgütlenme biçimleri kaçınılmaz hale gelebilir. Bu olgu insan yaşamında olduğu gibi doğa ve toplum yaşamında da kendini gösterir. Özellikle kaydettiği aşamalar açısından iradi müdahalelerin kaçınılmaz olduğu toplumsal yaşamda bu olgu, sistemin içinde bulunduğu durumun anlaşılması açısından önem arz eder, sistem yeni yöntem ve yönelimleri dayatabilir. Tam da bu noktada işleyişe cevap vermekten uzak yönlendirici faktörler atılarak,  sisteme… Devamı

Kapitalizm ve Yurtseverlik

Son onbeş yirmi  yıldır burjuva ideolojisinin sistemli saldırıları sonucu unutturulan, içi boşaltılan, ya da amacı aşan anlamlar yüklenerek yozlaştırılan bir kavram olan yurtseverliğin , kapitalizmin küresel boyut kazandığı günümüzde  içeriğinin doğru tanımlanması , yeni açılımlarının yapılması ve doğru kavranılması konusunda çaba sarf edilmesi Marksistlerin  görevidir. 1- REKABETÇİ KAPİTALİZM DÖNEMİNDE ULUSÇULUK: Bilindiği gibi sınıfsal ayrışma en net biçimiyle tarih sahnesine kapitalizmle birlikte çıkarken , burjuvazi sınıfsal çıkarları doğrultusunda değer yargılarını da oluşturmaya başlayacaktır. Burjuvazinin, feodalizmi alt ederken işçi sınıfını ve diğer emekçi güçleri feodalizme karşı “cephesel güç” olarak kullanırken , yeni sistemin ekonomik , politik , kültürel ve siyasal oluşumlarında emekçi… Devamı