Çinçinli Çocuklar

Yurt tutarızEvrenin bir başka gezegenindeAk bir bulut gibi asılıdır mekanımız gökyüzüneBiz Çinçinli çocuklarız. Kuytu dam altlarında kesilir göbeğimizÖlçüsüdür yiğitliğimizin sabıkamızDünyaya atmadan ilk çığlığımızıPolis kayıtlarına işlenir adlarımızBiz Çinçinli çocuklarız.

Çağrı

Islak bir mendil gibi toplanıyor avuçlarımdaYolların ıssızlığıBütün yolculuklarKanayan bir düş oluyor omuzbaşlarımdaBir parça güneş kurutuyorumgözlerinin korundaVe sesini arıyorum ishak kuşununArnavut kaldırımlı sokaklarda.

Bir Şiir İçin Yas

Felsefesiz düşüyor yapraklara çiyBelirsiz yönlere uçuşuyor kuşlarSağanaklar boşalıyor ard ardaCaddeler bomboşYüzlerini kaçırıyor yağmur kaçakları İlk kaçağını saklayan dağ acemisiEğlenmiyor dudağında gülüşler…Solgun izlerini arıyor  alnındaSokakların öfkesiIlık bir esintiydi oysa nefesinKaranfil yanığı aşklar büyüten.

Bir Aşk İçin Dem

Bir büyük okyanusta buluşacaktı yüzlerimizBirbirimize anlatacaktık sonraKısacık yaşamların uzun öykülerini Oysaİpleri çözmedin hiçDenklerin hep hazırdıBırakıp gideceksin işte, biliyorumKopuşun tetiğinde parmakların.

Ay Batışı

Çöl’ümRüzgâr kendi rüzgârımKum kendi kumumSis basar vahalarımıSığmam kendi  kendimeDüşlerine çağır beni. Yüzümü aşka döndümLanetlisiyim kutsal kitaplarınMinnetim yok Nuh’un gemisineBir sana inandımBir de rüzgârlaraIssızlara götür beni.

Yedinci Mevsim

Kanatlarında kurşun asılıAl-benekli kırlangıçKaranfil yaprağısınBahar yeline düştün Uykusuz geceler, bıçak sırtındaToprak kokusu yoldaşın olduNice fırtınalarda gülümsedin deSavruldun sehere düştün

Ütopya

…Ve senTanrıca kutsanmışZırhın içindeÖylesine çok özlemindesin kiBoynuna geçecek kemendinİngiliz usulü bir zindanda YaniZühre aynı ZühreTahir aynı TahirEn gümrah ormanlarında bile ömrümüzünAynı çöl, aynı bedevi…

Uzağa Çağrı

Dün sabır yüklü bir kervandıSessiz-inatçıYarın doludizgin bir kısrak olacak zamanHesapsız-asiNasıl da uçuşuyor yılan eğrisi çizgilerdeYıldızlarHangi yönden esiyor böyleAkşam akşamEski istasyonlarda rüzgârlar