Portre

Anlamsızdı gökyüzünün lekesiz maviliğiAnlamsızdı yarışı şafağın geceyiBir dalın çiçeğe duruşuUçuşu bir kırlangıcınAnlamsızdı Özlemini çekmediIslak başak kokusununHiç düşünmediSırtüstü uzanıp toprağaYıldızları saymayı

Özleyiş

Ankara’da ikindi sonrası kar yağıyorYorgun kuşlar gibi düşerek yerlereUsul usulAğır ağır Ortalık ana baba günüİnsan seli akıyor caddelerdenHepsi bir başka şekildeBir başka surette her biriDurup seyretmek istiyorumNe çareSana benzemiyor hiç biri

Mektuplardaki Biz

Gün ikindisine seriyorumMamak mektuplarınıSararmış kimileri uçlarındanKimisi gün gibi, uçarıKaç kez okudum bu satırlarıKaç kez okuyacağım dahaBilmiyorum Güneşe tutuyorum Pervasız gülümsüyorlarGizlice yazılıpZuladan çıkanlar

İsyan Öncesinde Yüzün

Çekilmemişse kınındanKorsan gülüşlü bıçaklarBilenmemişse alınların aydınlığındaAteş mavisi çelikVe açmamışsa avuçlarımızda ak zambak gibiAy aydınlığıNedir  ki gökyüzü dediğinizÜç-buçuk yıldızdan başka

Haber Bülteni

Uykusuz geçiriyorum geceyiBitkin düşüyorum, yorgunumGözlerim kan çanağıKalbim bahar sabırsızlığındaVe kısa dalga istasyonlarında kulağım radyoların “Seine” nehri çıldırdı diyor spikerSığmıyor yatağınaŞehirde kıyamet kopuyorKartal pençesini gösteriyor uysal güvercinAkıtarak perçeminden mavilikleri

Gün Ucu Gülüşleri

Dilsiz şövalye heykeli yüzündeVurulmuş kartal düşleri arıyor gezginlerKurt ve çakal sesleri taşıyor serseri rüzgârlarGecenin içindenVe nasıl da yakışıyor yabanıl aşklaraGüz akşamlarının zenci gülüşleriBir deKiraz çiçekli mevsimler Haberin geliyor bir kuşluk üstüOnca acıdan  sonra— yağmurla yıkanmıştı akşamVe leylak kokuyordu gece.–

En Tenha Anında Sokakların

En ince yolculuğuna çıkıyorum düşleriminEn tenha anında sokaklarınSerçe hafifliğinde yüreğimGözlerimAlaycı, tedirgin ve ürkek BenMühürlenmiş sokakların asisiHüznün ilk yaz sağanağıAlaca şafak hayduduÇatlatırcasına uçuruyorumİçimdeki kısrağı

Dolunay Zamanı

Menekşe yaprağından seken bahardaKuşları salsam kentin üstüneAçar mı gamzelerindeki gülüşlerBiter mi gamın kederin Dolunaylı geceler düşürsem haneneBir ıslık çalsam karşı kıyıdan-on beş yıl öncesine dair-Çocuklaşır mı gözlerinYankılanır mı korkusuzluğunGecekondulardan

Dervişçe

Ayazlar ısınır nefesinizdeYer-gök ellerinizdedirDerVe bir derviş kelam ederKitabın ortasından Ey! İnsan der Sürdükçe suskunluğunSürdükçe baş eğişinNe gülün adı kalır ovalardaNe rüzgarın sesi duyulur dağlarda