Geriye Kalan

Maviye boyanmış duvarGökyüzü sanılsın diyeÇömelip seyrettimAyaklarımın üstüne Ne eylül akşamlarının serinliğiNe ağustos gecelerinin aydınlık karanlığıNe tepemde yükselen ayNe rüzgârda dağılan saçlarınNe de tütün tarlalarından seyredilenO parlak yıldız…Hiçbiri yokBu duvarın mavisinde

Gecenin Türküsü

Yıldızlı bir yaz gecesindeSeni düşünürümBir karanfil bahçesindesinOturup toprağaSamanyolunu seyrederiz Ay düşer saçlarının üstüneBir yıldız kayar tepemizdenGelecekten konuşuruz

Bir Düş Sıcağı

Müthiş yıldızlı o ağustos gecesindeAy yarımdıYıldızlar parlak….. Ve senBir ceylan kadar ürkekAşk gibi güzeldin El ele tutuştuk.İlk defa göz göze geldikSessizce öpüştükKonuşacaktıkUtandıkVazgeçtik

Bir Akşamın Öyküsü

Bu akşamÇok önemli şeyler olacak.Çok önemli şeyler olacakBu akşamÇook önemli Düşündükçe bu akşamıNefesim kesiliyor, sabırsızlanıyorumBastıramaz oluyorum heyecanımıDestursuz geçiyorum caddelerdenGeçit vermez mahşeri kalabalıklarıTemmuzun ikindisiNeredeyseGün inecek.Yükseliyor nabzımın vuruşlarıEndişeleniyorum daDuyulacak diye

Adı Konulamayan

Seni sevmek Bir güvercin uçurmak gibi semada Bir karanfile el uzatmak gibi bahçede Bir Köroğlu türküsü tutturup İsyan bayrağı gibi açılmak havada Seni sevmek Sürüp namluya yüreğimi Hedefleyip zulmün kalesini Dokunuvermek tetiğe Seni sevmek Bir gladyatör aşkıdır Spartaküs’ten kala miras İncil’in ortasında böyle yazılı “Nev’i şahsına münhasır” Seni sevmek Bir çocuğun gözlerindeki gülüştür Sen Yüreğimin kanayan karanfili Dayanılmaz özlemim Vazgeçemediğim

Yürüyüş

Kurumuş başak sapları  kopararakÇiçek yaprakları topluyorsun tek tekRüzgarın sesini dinliyorsun hışırdayan yapraklardaYeşil denizlerine yolcusun buğday tarlalarının Yıllar önceyeİlkyaz gecelerinin firar sıcaklığına Aman vermiyor soğuk Bir gülüş yerleştiriyor dudaklarına militan ruhunMutlusun öylesineYarıp çıkmışsın kuşatmayı ,yollar kesilmişPeşinde  gölgesiz  gölgelerYıldızlar yağıyor üzerine,ışık çemberindesinAteşin göğsüne uçuyor göklerin atlılarıYakalanırsan bir ihtimal

Yaşanan

“ Yaşamı bir yara gibi karşıladım Ve intiharın yarayı iyileştirmesini yasakladım” Laute’rmont Usul usul ne konuşuyorsun öyleEğip omzuma başınıYirmi yıl ötelerdenTedirgin,ürkek…anlatacak anıların olmalı Sardunya sabahlarına vurup kendiniBir dal hayal çiçeği iliştirip ağzınaSoluksuz koşardınEn uzun maratonunu evrenin

Sır

Aldattınız beniGüzel bir yanlışa düşürdünüzDağıldım aşkların orta yerindeRüya dumanı gibi EndişelenmeyinÇapraz kuşanıp gülüşleriniziSiyam gülleri takıyorum yakamaGeçitsiz uçurumlarınıza inat

Serenad

Bir kadını bekliyordun Issız yolların kıvrımında,yaz sağanaklarıyla Bir kadını bekliyordun Sissiz Ağustos sabahlarında Kıyısız denizlereydi yolculukların Kırmızı ışıklarda geçerdin hayatı Hangi zaman kipinde anlatılırdı,bilmezdin Firari kırlangıçların ömrü Hangi yöne savrulurdu rüzgarlar Onmaz aşkların peşinden Bir kaçaktın,bir militan, bilirdin Uzun ayrılıklar girecekti araya İzler bırakırdın dokunuşlarından Nerde yakalandın,nerde vuruldun Ay kızıllaşırdı saçlarının yeşilinde Yeniden,yeniden okurdun o şiiri Yağmur kokardı adının geçtiği dizeler Sırdı aranızda gülüşlerindeki giz Sırdı,ıssız gök altında sevişmeleriniz Gelirim derdi de ikindi üstlerinde Karışır giderdi geceye Beyaz bir gemi gibi derin sularda Bir kadını bekliyordun Akıp gidiyordu zaman,umarsız Gelecek diyordu göklerin atlıları Uzatıp başlarını bulutlardan Mutlaka diyordu kalbin Düşlerin… Devamı