Haz Sıcağı
Güz geldi ya, ansızın bastırıveriyor akşam. Gökyüzünde bir telaş, bir telaş. Birbirinin üstüne ağarken bulutlar, dörtnala kalkan uzun atların şeklini alıyorlar. Gri ve kurşun rengi atlar ufkun tan kızıltısında kayboluyor. Yeniden ortaya çıktıklarında bacakları kafalarının üzerinde, gökyüzünün yıldızlı cisimleri gibi ıpıl ıpıl ışıldayan yeleleri, Orta doğudan Kafkaslara uzanıp, Ümit Burnunu teğet geçerek Cebelitarık üzerinden Haliç sularına bırakıp ışıklarını ufkun sonsuzluğuna koşarken kocaman yarım çemberler çizerek, toynaklarından nefes alıp vermeye başlıyorlar. Kübist bir ressamın hayal gücüyle dağılıp, yeniden toplanıyorlar, yitip yeniden ortaya çıkıyorlar. Hız, hız, hız… Çelik bir yay gibi gergin bacaklarıyla kıtalardan okyanuslara, dağlardan ovalara inip çıkıyorlar. Damlalarını toprağa bırakmaya başlayan… Devamı