Uğultu
Ekin sanat dergisinin kasım sayısı için yazı zamanımın geldiğini söylediler. Yazmalıyım… Şöyle çelikten çivi gibi bir yazı olmalı, duvarları parçalayıp, sarayların kalbine çakılmalı, hanedanların korkulu rüyaları olmalı… Vallaha mı lan… Haaa, haaa, haaa… Hassiktir, bunun yazıyla çiziyle olmayacağını sen de biliyorsun ama zevahiri kurtarmanın ucuz yolunu buldun… Yaslan oğlum yaslanabileceğin kadar, bir gün nasıl olsa sırtını dayadığın o yastığı bulamayacaksın bu gidişle… Iıhhh… Yazı yazmak istemiyor canım… Her defasında bir yudum aldığım çay ikinci yudum da buz gibi oluyor… Kış güneşinin belki de son ışınları altında ruhum kararıyor. Önümdeki gazeteyi bir hışım buruşturup fırlatıyorum. Başka bir gezegende başka bir yerde… Devamı