Göl
Çocukluğunda rüyalarını süsleyen büyük şehir yaşamı, artık bir doygunluk, çekilmez bir bıkkınlık halini almıştı. O fırtınalı günlerde bir avuç arkadaşıyla, hayatın devamı için bir zorunluluk, bir olmazsa olmazlık kazanan devrim mücadelesinin karmaşık dehlizlerinde gezinirler, sabahlara kadar içtikleri birinci sigarasının kül tablasında yatan izmaritlerinin alaylı bakışları arasında herkesin ittifak olduğu devrim meselesinin öncelikli konuları karşısında hep muhalif kalırdı. Fırtınanın gemilerini karaya oturtmasıyla her biri bir yerlere savrulmuş, darmadağınık olmuşlardı. Olsundu be, hayalleri bile cihan değerdi, sonra hayali olmayanın gerçeği de olmazdı ki… O dönemden kalma tek tük arkadaşıyla köşe bucak karşılaştığında sanki aradan yıllar geçmemiş, köprülerin altından çok sular akmamış gibi… Devamı