Çirkef
Çocukluk işte, anam neye, kime kızmıştı da “mezarlığın ortasına düğün sofrası kurulmaz, çirkef” demişti. Duymasına duymuştum da anlayacak olan kimdi? Akranlarımızla çelik çomak oynadığımız alandan mezarlık çepeçevre görünürdü. Uzaktan bakmakla yetinmemiş, sofrayı görmek için mezarlığın duvarına tırmanıp pürdikkat sofraya bakmıştım. Köyde ne düğün vardı ne de mezarlığın ortasına kurulan bir sofra… “Şu mübarek günde fakirin fukaranın yiyecek kuru ekmek bulamadığı umurlarında mı? Yok iftarmış, yok sahurmuş Harun’u kıskandıracak sofralarda zıkkımlananlarda ne ar kalmış ne hayâ. Bari milletin gözüne baka baka zıkkımlanmayın, bari türlü çeşitli taamları gözümüzün içine sokmayın, çirkefler” sözünü duyunca donakaldım.. Bu karnı tok sırtı peklere öfke kusan kadın… Devamı