Hasat Zamanı
“Yıl on iki ay çoluk çocuk çalış çabala, gece deme gündüz deme, zemherinin soğuğunda it gibi titre, ağustosun sıcağında ter kıçından aksın, harmana yığıp çuvala doldurma zamanı hasatı rüzgârın yeline, yağmurun seline bırak gitsin, öyle mi?” Anasının zehir zemberek serzenişi karşısında mahcuptu oğlu, başını eğmiş, gözlerini yere dikmişti, ağzı kurumuş, dili dönmez olmuştu, edecek bir çift sözü de yoktu. Bakamıyordu anasının yüzüne. Öyle olurdu meret bu yörelerde. Ortalık günlük güneşlikken ötelerden bir bulut kabarır, önce sürü halinde akbabalar süzülmeye başlar, şemsiye gibi açtığı iki metrelik kanatlarıyla alçalır, alçalır milletin tavuğuna cücüğüne musallat olur, sen akbabaların pençelerine taktığı avıyla yıldırım gibi… Devamı